Siyasetin acil görevi Türkiye’yi kutuplaşmalardan ve rejime müdahale girişimlerinden kurtarmaktır. Türkiye’de dengeleri yerli yerine oturtacak tek kurum siyasettir. Ama bu dengeyi sağlamak için, önce siyasetin kendi içindeki denge sorununu çözmesi gerekiyor. Bizde siyaset dengesiz. Çünkü çağdaş, özgürlükçü ve demokrat bir sol partiye sahip değiliz. İsmet Paşa’nın Yaşar Kemal’e söylediği gibi, tek kanatlı kuş uçmaz. Bir ülkenin siyasetinde mutlaka sağ ve sol görüşlerin temsil edilmesi gerekir. Bu ayrım bir kutuplaşma değildir. Olsa olsa ekonomi, kültür ve sosyal devlet olgularındaki farklı bakış açılarını dile getirir. Eğer etnik ve inanç temelli görüşleri, sağ-sol kanatlarında toplamayı başaramazsanız, asıl tehlike o zaman başgösterir ve ülke kutuplara bölünür.
Nasıl böyle bir iddiada bulunuyor ve Türkiye’de sol parti yok diyorum? Gelin bunun cevabını arayalım. Bu köşede Çağlayan mitingine ait gözlemlerimi aktarırken, orta halli apartmanlardan sarkan bayrakları anlatmış, buna karşılık gecekondularda ve kaçak yapılarda hiç de böyle bir şey görülmediğini belirtmiştim. Bu durum, kavganın sınıfsal bir temeli olduğunu gösteriyor. Görece olarak varlıklı, kentli, okumuş yazmış kesim laikliği savunurken, bu yaşamdan pay alamadığı için öfkelenen yeni göçmenler sağ partilere, özellikle de AKP’ye yöneliyor. Yani daha önce birçok kez belirtmiş olduğum gibi; “Bağdat Caddesi’ndeki bir apartmanın sahibi CHP’ye, kapıcısı ise AKP’ye oy veriyor.” Demek ki yoksul kesimler AKP’yi kendilerine daha yakın hissediyor, zenginleşme ve kent yaşamından pay alma isteklerine bu partinin daha çok hizmet edeceği inancını taşıyorlar. İşte zurnanın zırt dediği yer de burası. Sağ ve sol bu noktada birbirine karışıyor ve marşta söylendiği gibi “Sağdan sola, soldan sağa, salla bayrağı düşman üstüne” marşları söylenerek solculuk yapılıyor. Siyasette acil olarak düzeltmesi gereken temel sorun bu.
CHP bir sol parti değildir. Yeni mi anladın diyeceksiniz… Hayır, bunu yıllardan beri biliyor ve belirtiyordum ama eskiden CHP hiç olmazsa “sol” görüşleri ve grupları da barındıran bir partiydi. Ve mevcut partiler arasında ikna edilmeye en açık olanı gibi bir görünüm veriyordu. (CHP’nin işçi sınıfı hareketinden gelmediği, devlet kurucusu olduğu, eşrafa ve bürokrasiye dayandığı gibi gerçekleri hepimiz biliyoruz.) Parti, yeni politikaları ile sol kimliği tamamen tasfiye etti. Artık ağız alışkanlığı ile bu partiye “sol” demekten vazgeçmek gerekiyor. Çünkü sol bir parti, sözünü ettiğim yoksul kesimlere “daha iyi bir yaşam” vaat eden parti olmalıdır. Varoşlar AKP yerine, bu sol partiyi kendilerine yakın hissetmelidirler. İşçiler, dar gelirliler, insan hakları savunucuları, kültür adamları, akademisyenler, sanatçılar, demokratlar kendilerine bu partide yer bulabilmelidir. Çünkü dünyada sol parti tanımı budur.
CHP içindeki dostlar, bu yazıdaki saptamalardan alınmasın, gocunmasın. Amacım suçlamak değil, saptamak. CHP’nin sol kimlikten ayrılması parti yönetiminin, dolayısıyla da onu destekleyen örgütün bilinçli bir kararı, bir tercihidir. Buna da saygı duymak gerekir. Biliyorum, bunlar çok yazıldı çizildi; ben de birçok kişi gibi bunları defalarca dile getirdim ama ne yapalım ki durumda bir düzelme olmayınca gördüğümüzü bir kez daha belirtme durumunda kalıyoruz. Başlıktaki yanlışı düzeltmek ve dengeleri yerli yerine oturtmak için kalem sallıyoruz.
