Hani eşe dosta tavsiye kartları gönderilir: "Hamili kart yakinimdir" klişesini taşıyan bu kartlarla bazı kişilere devlet kapısında bir takım basit işler bulunur.
Böyle bir kartın bedeli, 30 ile 70 yıl sürecek bir maaş demektir.
Devlet 1.600.000 kişiye maaş ödüyorsa bu yükün çapını ve önemini düşünün.
Eğer devlete kapağı atıp da bir memuriyet kaptınızsa, hiç kimse 70 yıl maaş almanıza engel olamaz.
Adam öldürmez, aleni bir hırsızlık yapmazsanız, hangi yetenek ve zeka düzeyinde olursanız olun, maaşınız sürer gider.
Devlet memuriyetinde "liyakat" ölçüsü yoktur.
Kimse daha iyi olmaya çalışmaz çünkü bu çaba anlamsızdır.
Devlet memuriyetindeki temel ilke "risk minimizasyonu"dur.
Yani mümkün olan en az riske girip durumu idare etmek.
Eskiden "idare-i maslahat" denilen ve halk arasında, "Salla başını al maaşını" diye tanımlanan durum.
Oysa devlet çarklarının iyi dönmesi çok önemli. Türkiye'nin dışişlerinden maliyesine, iç güvenliğinden sermaye hareketlerine kadar her alanında vizyon sahibi, 21. yüzyılı planlayabilecek beyinlere ihtiyaç var.
Bu köhne devlet çarkıyla, o parlak beyinler nasıl buluşacak? Devlet kadroları nasıl yenilenip, pırıltılı hale getirilecek?
Türkiye'nin bugününü ve geleceğini ilgilendiren bu önemli sorun belki de özel bir programla çözülebilir.
Öneri şu: Amme İdaresi Enstitüsüne benzeyen ama modern prensiplere göre çalışan yeni bir kurum oluşturmak.
Her üniversiteden sınavla en yetenekli öğrencileri belirlemek ve bu kişilere bir ya da iki yıllık bir özel eğitim uygulamak.
En az iki yabancı dili, uluslararası müzakere deneyimini, sosyal ve ekonomik alandaki önemli kavramları içeren bu eğitimden geçen insanları devletin önemli kadrolarına transfer etmek.
Böyle bir yöntem kısa sürede sonuç alacağı için çok pratik olabilir.
Bu tempoya ayak uyduramayan kadrolar ise zaman içinde emeklilik yoluyla tasfiye edilebilir.
Çünkü böyle bir sistem, "pozitif seleksiyonun" başlangıcı demektir.
Türkiye'deki kör döğüşünün, adam yemenin ve karaçalmanın asıl mekanizması, yüzyıllardır içinde yaşadığımız "negatif seleksiyon" dur.
Katledilen Osmanlı sadrazamlarından bu yana sürüp gelen bu geleneği, olumlu bir sivrilme yöntemine, yani "pozitif seleksiyon"a dönüştürebilmek, tarihsel bir misyon olsa gerek.
Bu tarihsel misyona Demirel'in ve hükümetin dikkatini çekmek istiyoruz.
