Meclisin ilk oturumu zor bir dönemin başlangıcını haber veriyor.Hep kökenli milletvekilleri, ilk oturumundaki performansla, uzlaşmadan yana olmadıklarını ve parlamentoyu savaş alanının bir uzantısı olarak gördüklerini ortaya koydular. Bu yazının yazılmakta olduğu sırada, yani Çarşamba akşam saat yedide gazetedeki bütün telefonlar çalıyor ve öfkeli, kızgın, ağlayan sıradan insanların tepkilerini aktarıyorlardı. Meclisin açılış günü olan 6 Kasım, bir kriz döneminin başlangıcı mı acaba? Bugünkü meclis açılışının ortaya çıkardığı gergin durumun sonuçları neler olabilir? İlk akla gelen sonuç: DYP-SHP koalisyonunun zor gerçekleşeceğidir. Eğer SHP kendi içindeki HEP kökenli milletvekillerinin meclis gösterisini sindirir ve bu grubu SHP ilkeleri etrafında toparlayamazsa, Süleyman Demirel ve partisinin, bu parti ile bir koalisyon kurma olasılığı ortadan kalkar. Çünkü böyle bir bir koalisyon, en temel konularda mutabakata varamayan ve yaralı başlayan bir evliliğe dönüşecektir. HEP kökenli milletvekillerinin kendilerini SHP ile bir tutmadıklarını ve ayrı bir disiplin içinde davrandıkları kesinleşmiştir. Bu grubun eylemlerinin SHP için de sarsıntılara ve anlaşmazlıklara neden olması beklenebilir. Ayrıca bu meclis gösterisinden sonra SHP’nin bir kitle partisi niteliği kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ve halkın büyük çoğunluğuyla ters düşebileceği söylenebilir. SHP’nin halkla tekrar barışmasının nasıl ve ne zaman olacağı belli değildir. Bugüne kadar SHP, kendi içindeki en büyük ayrılığı ve anlaşmazlıkları Deniz Baykal grubuna bağlamıştır. Ama bugün anlaşılmıştır ki, HEP kökenli milletvekilleri ile ortaya çıkan ayrılık daha derin ve kalıcıdır. Kurultay isteyenlere karşı ihraç mekanizmasını çalıştırmak niyetindeki SHP yönetiminin, meclis gösterisi karşısında ne tutum takınacağı merak konusudur. Leyla Zana’nın yeminden sonra söylediği kürtçe cümlenin “Yaşasın Türk-Kürt Kardeşliği” olduğu söyleniyor. Eğer çeviri doğruysa bu gösterinin, bu kardeşliği sağlayacağı kuşkuludur. Türkiye’de insan haklarına sağlanmasını ve toplumsal barışı özleyen bir kişi olarak ben, halk arasında Türk-Kürt ayrımının bir gerginliğe ve giderek bir drama dönmesinden korkuyorum. Toplum içinde tepkiler biriktirmek ve duygusal kitle patlamalarına yol açmak bize olsa olsa Yugoslavya’ya sağladığı kazancı sağlar. Yani daha çok kan, daha çok gözyaşı ve daha az sağduyu! Bugün gelinen noktada herkese en çok gerekli olan şey; serinkanlılıktır. Problem ortadadır. Kimse yok diyemez! Ama partiler, basın ve yetkili kuruluşlara düşen, şiddetli tepkileri önlemek ve toplumsal uzlaşma hedefini yitirmemektir.

Meclis açılışları genellikle, yemin formalitesinin yerine getirildiği olaysız günlerdir. Bu yüzden de sembolik olarak en yaşlı üye başkan seçilir. Çünkü orada oturmaktan başka yapacak işi yoktur. Ama bu kez böyle olmadı. Ve zavallı Ali Rıza Septioğlu, bütün acemiliğiyle Cumhuriyet tarihinin en önemli toplantısına başkanlık etti. Bu da garip bir talih olsa gerek!

Meclis açılışındaki gerginliğin kökleri çok derinlerdedir. Batıdaki tepkiler ilgi tolarken, meclis gösterisinin Güneydoğuda nasıl tepkilere yol açtığını da düşünmek gerekir. Ortada olan tek gerçek, geçmiş hükümetlerce uygulanmış olan Güneydoğu politikalarının yanlışlığıdır.