İyi oldu. Bu Irak krizi uzun vadede Türkiye için çok olumlu sonuçlar verecek. -Nasıl böyle konuşabilirsin? Savaşın iyi tarafı olur mu? – Bazı savaşların olabilir. Dünyadaki bütün savaşlar ve bütün ordular kötü değildir. 1945’de Berlin’e giren, Nazilere karşı çarpışan ordular iyi bir görev yapıyorlardı. -Suudi Arabistan’daki Amerikan ordusu da böyle bir işlev mi görüyor sence? – Olabilir. Irak’la zaten ilişkilerimiz iyi değildi. Fırat-Dicle suları, GAP projesi, PKK, Saddam Hüseyin’in yayılmacı hayalleri bizi Irak’la karşı karşıya getirmişti bile. Ve biz bir milyon deneyimli askeri ve korkunç modern silah yığınağı olan bir düşmanla tek başımıza kapışacaktık. İran’a karşı Irak’ı desteklemiş olan batı dünyası da, gerginliğe iki Ortadoğu ülkesi arasındaki anlaşmazlık gözüyle bakıyordu. Şimdi bizim düşmanımız, dünyanın ortak düşmanı oldu. Biz hedeften çekildik. Eğer bu girişimler sonucu Saddam silinirse Türkiye büyük bir beladan kurtulmuş olacak. -Peki, senaryonun bir de tersini düşün: Amerika’nın yıllarca yüklenmesine, hatta Carter’ın askeri operasyon yapmasına rağmen Humeyni devrildi mi? Hem de Amerikan diplomatları Tahran’da rehinken. Amerika’yı onca kızdıran Kaddafi’yi görevden uzaklaştırabildiler mi? Ya Saddam’ı deviremezler, bu olay gittikçe uzar ve tavsar, Amerikalılar yavaş yavaş ülkesine dönerse bizim durumumuz ne olacak? Saddam’la aynı mahallede kapı komşusuyuz. Saddam Özal’ı düşman ilan etti. Ya kozumuzu tek başımıza paylaşmak zorunda kalırsak! -Köşk’te neler konuşulduğunu bilmiyoruz ama, Özal’ın patetik, duygusal jestler yapmayacağını sanıyorum. Bir tüccar gibi kurnazca yaklaşıyordur tartışmaya ve bir şeyler koparıyordur. – Amerika’da Nixon döneminde bir kamuoyu araştırması yapmışlardı. “Tetikte kimin parmağının olması istersiniz? diye. Galiba Türk halkı da tetikte Özal’ın parmağının olmasını istiyor. – Muhalefet öyle düşünmüyor ama! – Bence muhalefetin bu tepkisini belirtmesi zamansız. Öğleden sonra 3 gibi. Bir şeyler için çok erken, bazı şeyler içinse çok geç bir saat. Muhalefet hata yapmaktan korktuğu için, önce hiç tepki göstermiyor. Bekle-gör politikası sonucu hiçbir şey yapmadıkları için zaten hata yapmış oluyorlar. -Bu durum bir de, muhalefetin uluslararası ilişkileri ihmal etmiş olmasından kaynaklanmıyor mu? Bugün Almanya’da bir kriz olsa, herkes Helmuth Kohl kadar Willy Brant’ın da düşüncesini öğrenir. Hangi görevde olduğu önemli değil. Uluslararası bir kişisel ağırlık sorunu bu . – Ama Özal’ın tutumu yüzünden Türkiye’nin başı derde girerse, muhalefet tarih düşürmüş olacak. Büyük puan toplayacak. – Bence şu anda, ateş kapımızdayken yetki meselelerini tartışmak, Türklerin kuşatması altındaki Bizan’ta meleklerin cinsiyetinin tartışılmasını andırıyor. – Ama bir de şu yönden bak: Eğer bu savaş Türkiye’nin lehine sonuçlanırsa Özal’ı kimse durduramaz. -Şu görüşü de ileri sürenler var: Türkiye ilerici Arap ülkeleri olan ırak, Suriye, Libya ile işbirliği yapmalı. Bu son davranışıyla gerici emirlerin yanında yer aldı. -Ne eksantrik düşünceler var bu ülkede. Bir kere Libya, Suriye, Irak gibi insan haklarının en çok çiğnendiği diktatörlüklerin “ilerici” olduğunu kim söylüyor? Kaldı ki Türkiye’nin son davranışıyla deklare ettiği tavır, emirliklerle değil Batı blokuyla birlikte olmaktır. – Türkiye bundan kazançlı çıkacak mı sence? -Batı kulübü içinde yer almak Türkiye’nin Atatürk’ten beri resmi politikası zaten. Bu son saf tutma, bu politikacıyı güçlendirdi. – Atatürk’ün ölmeden önce söylediği bir şey var: ” Hitler ve Mussolini büyük bir savaş çıkaracaklar. Çünkü iki de asker değil” diyor. – Saddam da asker değil. – Ben de onu söylemek istiyorum. – Bir de Amerika’nın Suudi Arabistan’a asker göndermesini ” Kutsal topraklarda gavurların işi ne ?” diye kınayanlar var. – Onların şikayet makamı Suudi yönetimi olmalı. Çünkü Amerikalıları davet edenler onlar. – Savaş sonunda ne olacak? Irak ikinci savaş öncesinde olduğu gibi üçe mi ayrılacak? Musul-Kerkük’deki statü değişikliğinde Türkiye’nin politikası ne olabilir? – Bir de 60 bin Iraklı peşmerge var bizde. – Her şet iyice karışmış görünüyor. Ama bir şey açık ki, dünyada böylesine köklü değişiklikler olurken, bunlardan hiç nasibini almayan kapalı, Ortaçağ kafalı bir Ortadoğu kalamayacak. Değişim Ortadoğu’yu da vuruyor.
