İtalyan faşist lideri Benito Mussolini‘nin hikayesini bilirsiniz.” ||. Duce“olarak İtalya’yı faşizme sürükleyen Mussolini, politik kariyerine solcu olarak başlamıştı. Zaten sosyalist bir madencinin oğluydu. Gençliğinde işçi olarak çalıştı, grevler düzenledi ve sol politik çalışmaları yüzünden hapse atıldı. Mussolini bu yıllarda taviz vermeyen bir sosyalist olarak tanınırdı. İtalya’nın Libya Savaşı’nın karşısında yer aldı. 1911-12 yıllarında sosyalist Avanti gazetesinin baş yazarı oldu. Daha sonra “ ||. popolo d‘Italia“ adlı sol bir gazete çıkardı. Ama 1919’dan sonra sosyalizmle milliyetçiliği bağdaştırmaya çalışan bir program yayınladı. Programındaki milliyetçilik kamuoyunun daha çok hoşuna gittiği için zamanla sosyalizm dozunu azalttı ve sonunda program sadece milliyetçilik içerir oldu. Milano‘dan milletvekili seçildi. Parti lideri oldu. Ve ünlü Roma yürüyüşünden sonra Başbakanlığa getirildi. Mussolini meclisten yeni bir seçim yasası çıkarttı ve çoğunluğu elde etti. Daha sonra hepimizin bildiği faşist diktatörlük kuruldu ve yaşamına sosyalist olarak başlamış olan Benito Mussolini, aşırı milliyetçi faşist bir diktatör olarak hüküm sürdü. Taa ki 28 Nisan 1945’te sevgilisi Clara Petacci ile birlikte idam edilene kadar…

Bu hikayeyi, sosyalizmle aşırı milliyetçiliği bağdaştırmaya çalışmanın tehlikesini göstermek için anlattım. Aynı yanlış, Andreas Papandreu Yunanistan’da yaptı ve kurduğu solcu hükümet yıllarında, görülmemiş bir Türk düşmanlığını körükledi. Bülent Ecevit‘in son günlerdeki çıkışlarını şaşkınlık ve kaygıyla izliyor, sol yelpazede yer aldığı söylenen bu partinin gerçek kimliğini öğrenmek. Yeni bir siyasi döneme girildiği ve sağ partilerin bile daha çağdaş, daha sosyal demokrat mesajlar verdiği bir şu günlerde, Ecevit, hırslı ve geçmişin karanlık günlerinde sağ liderleri hatırlatan konuşmalar yapıyor. Dikkat edin: Bugün hiçbir parti lideri, karşısındakini “kökü dışarda olmak”la, “başka devletlerin hesabına çalışmakla”, ” bölücülük“le , “vatan ve millet düşmanlığı” ile suçlamıyor. Böyle kara çalmalar ve “vatan haini” yaratma çabaları geçmişte kaldı. Bu suçlamaları ve üslubu sürdüren tek lider; Ecevit. Bir gün SHP’yi bölücülükle suçluyor. “Verdiğiniz oylar PKK’ya gidiyor” diyor. Demek ki Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet Paşa’nın oğlu Erdal İnönü gizli bir amaç peşinde… Türkiye’yi bölüp parçalamak istiyor! Buna mı inanalım? Ertesi gün SHP nin yabancı devletlerden para yardımı gördüğünü ihbar ediyor. Demek ki bu parti yöneticileri Alman ajanı. Onların istekleri doğrultusunda hareket edip, onlardan emir alıyorlar. Buna mı inanalım? İyi ama SHP‘yle ilgili bu ciddi suçlamaları niye Süleyman Demirel yapmıyor? Niçin Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş dile getirmiyor bu suçlamaları da Ecevit‘e bırakıyor? Ecevit hepsinden daha milliyetçi de ondan mı? Kökü dışarda, vatan haini solcuları” kahretmek” Ecevit‘in misyonu mu? Lütfen Sayın Ecevit, Siz bu ülkede halkın umudu olmuş ve mücadelede bayraklaşmış “sol” bir lidersiniz. Lütfen Mussolini’ye benzemeyin.