Moskova trajedisi hakkında bir şey yazmak çok zor. Çünkü bu satırların yazıldığı saatlerdeki belirsiz durum, yarına kadar çok daha aydınlanmış -belki de çok daha- kararmış olacak. Şimdilik görünen Rus Beyaz Evi’nin, bomba izleriyle kirlenmiş olması. Dünyada belki de bu çapta bir savaşa sahne olan ilk parlamento burası. İçerde ateş edildi ve bina dışardan bombalandı.İçerdeki ölü sayısının yüzlere varacağı tahmin ediliyor. Şu sıralarda parlamentoyu işgal edenler teslim oluyor. Elleri kafalarında dışarı çıkıyorlar. Teslim her zaman intikam doğurur. Böyle bir eylemi başlatan Cumhurbaşkanının, dünya tarafından topa tutulması gerekirdi. Ama dünya saldırganın yanında, onu desteklediğini açıkça ilan ediyor. Rus halkının yıllardır bir numaralı düşman olarak bildiği Amerika, parlamentoyu bombalayan Yeltsin’i destekliyor. Garip bir durum.

Ne var ki durumu daha da garipleştiren şey, parlamentoda oturanların gerçek parlamenter olmayışı. Halk tarafından seçilmiş insanlar oturmuyor orada. Bu yüzden Rusya’da seçilmiş tek kişi olan Boris Yeltsin, atanmışlara karşı silah kullanıyor. Çelişki bu kadarla da kalmamakta: Rusya’da demokrasiyi yerleştirme çabaları ordunun silah gücüne ihtiyaç duyuyor. Böylece Rusya bugüne kadar bildiğimiz bütün kavramları altüst eden bir kargaşanın içine itildi. Yeltsin parlamentoyu ezse bile, böyle bir katliamın üzerine hiç bir adil rejim kurulamaz. Bu yüzden Yeltsin’in kısa vadeli başarıları, Rusya’nın durulduğu anlamına gelmeyecek. Bir kez ülkenin dikişleri atmış. Bu dikişleri tekrar tutturmak çok zor alacak.

Çok değil bir kaç hafta önce Rusya ziyaretini gerçekleştiren iktidar, bu ülkeyi bölgenin vazgeçilmez gücü ilan etmişti. Asya’da Türk ve Rus çıkarlarının karşı karşıya geldiği tezine karşı, Ruslar’la anlaşmak ve iyi geçinmek politikasını izliyorlardı.Eğer Türkiye yerinde başka bir ülke olsaydı, Moskova’daki karışıklıklarda parmağı olduğunu düşünebilirdik. Ama bizim o taraklarda bezimiz yok.

Moskova çarpışmalarının en trajik yanlarından birisi de CNN yayınlanı. İçerde insanlar öldürülüyor, silah sesleri tank gümbürtülerine karışıyor ve CNN sanki soğukkanlı bir ameliyat gibi izliyor olayı. “Lütfen binanın arkasını göster.” diyor bir ses. Derhal arkadaki kameralar çalışıyor ve hastanın sırtını gösteriyor.”Şimdi yukardan alalım.” komutu üzerine tepedeki kameralar, hastanın beynine yönelen röntgenler gibi çalışmaya başlıyor.

Bu karışık ortamda, komşudaki yangının bir an önce sönmesini dilemekten başka yapacak şey yok.