Dekabristler, Narodnikler, Petraşevski grubu, Rahip Gapon, 1905 Devrimi, Kronştat bahriyelileri, Potemkin zırhlısı, Aurora, Kerenski, Bolşevikler, Menşevikler, barikatlarda “ekmek, barış özgürlük” sloganları, 1917 Devrimi, ailesiyle kurşuna dizilen Çar Nikola, kalem anlamına gelen Lenin takma adlı Vladimir İlyiç Ulyanov ve Stalin (Çelik) takma adıyla ünlenen pos bıyıklı Gürcü Çugaşvili… Rusya yüzyıldır kanıyor. Yalnızca son yıllarda dünyanın gündeminde değil… Yüzyıldır gündemde. Moskova ve Petersburg’daki her kıpırdanma dünyada sarsıntılar yaratıyor. Çılgın ihtiraslarla ve mistik kederlerle yoğrulmuş Rus ruhunun çırpınışları, büyük bir edebiyat çıkarırken, politik kargaşaları, ihtilalleri, ayaklamaları ve kanlı çatışmaları da besliyor.

İki yıl önce askeri darbe günlerinde Moskova’dayız. Darbe bastırılmış. Yeltsin bir kahraman. Manej alanını dolduran yüzbinlerce kişi, Çaykovsi’nin piyano konçertosu eşliğinde üç şehide ağlıyor. Moskova sokaklarında can veren üç kişi için düzenlenen cenaze töreni bu. Hapisten dönen Gorbaçov’un konuşması hiç bir ilgi yaratmıyor. Biraz sonra Yeltsin çıkıyor kürsüye. Kalabalık dalgalanıyor, askerlere direnmiş demokrasi kahramanını selamlıyor. Yeltsin “Sizden özür diliyorum.” diyor. “Rusya Federasyonunun Cumhurbaşkanı olarak üç yurttaşımın canı bana emanetti. Onları koruyamadım. Sorumluyum, özür diliyorum.” Kalabalık müthiş bir alkışla bağrına basıyor Yeltsin’i. Zafer perçinleniyor. Artık o Rusya’nın tek hakimi.

Bugün Yeltsin, yüzlerce kişiyi öldürme emri veriyor ve kendisini sorumlu tutmuyor. Oysa iki yıl önce ölen üç kişiden sorumlu değildi, sorumluluğu üstüne aldı. Şimdi ölen yüzlerce kişiden sorumlu ve sorumluluğu üstünden atıyor. İki yıl önce tanklara karşı savunduğu “Beyaz Ev’i, bu kez tank ateşiyle yok ediyor. Sonun başlangıcı. Çünkü iki yıl öncenin “haklı” Yeltsin’i, şimdi “haksız.” Haksız yönetimleri de ne Clinton kurtarabilir ne de Avrupa. Dün Güneri Cıvaoğlu’nun ATV ekranında söylediği gibi “Kılıç çeken, kılıçla ölür.”

Olaylar hızlanınca maskeler birer birer düşüyor. Irak’a “demokrasi ve insan haklarını kurtarmak” bahanesiyle saldıran Batı demokrasileri, Bosna-Hersek’te kurulan mezbahayı sadece seyrettiler. Bugün de aynı demokrasi aşıkları, parlamento bombalayan ve yüzlerce kişi öldüren bir lideri bağrına basıyor ve 45 milyar dolar yardım kararı alıyor. Gorbaçov’dan esirgediği desteği, Yeltsin’e veriyor Maskelerin altındaki yüzler çok çirkinmiş doğrusu. Yeni mi anladınız Hasta Batıcılar.