Esrarlı bir şehir adıdır Semerkand; duyduğunuz zaman masallar, büyüler, dervişler, padişahlar gelir aklınıza. Bir de o ünlü hikâyeyi hatırlarsınız: Hani vezir bir gün Azrail’i görünce korkusundan Semerkand’a kaçmış; oysa ölüm randevusu zaten Semerkand’da verilmiş. Şu sıralarda Semerkand’la ilgilenmemin nedeni, bu şehirde açılan bir müze. 2750 yıllık bu tarihi şehirde “Uluslararası Barış ve Dayanışma Müzesi” açılıyor. Sağolsunlar; bana da mektup yazıp, müzeye koymak üzere bazı belgeler istemişler. İmzalı bir fotoğraf, yayınlanmış eserlerin kopyaları, biyografi ve müze ziyaretçilerinin okuması için dünya barışı üstüne bir mesaj. Bunları toparlayıp gönderdik. Başlıklı kağıtlarında müzenin adı yedi ayrı dilde yazılmış. İngilizcesi “International Museum of Peace and Solidarity”. Ama bu isimler içinde en ilginci müzenin orijinal Özbekçe yazılışı: “Xalqlaro Tinchlik ve Birdamlık Müzeyi”. Yani “Halklara Dinçlik ve Birdamlık Müzesi”. Sizi bilmem ama benim çok hoşuma gitti. Umarım bir gün yolumuz bu kadim kente düşer de müzeyi gezeriz. Eylül ayı ile birlikte seyahatler de başladı. Yaz tatilinden çıkan Avrupa, toplantılara hız veriyor. Ben de bugün Avrupa Konseyi Kültür Komisyonu’nun çalışmalarına katılmak üzere Budapeşte’ye gidiyorum. Bu komisyon son aylarda sürekli olarak insan kök hücrelerini tartışıyor. Bu hücrelerin laboratuvarlarda üretilip, tedavi amaçlı kullanılmaları doğru mu, yoksa cinayet mi? Uzman raporları didik didik ediliyor, özellikle Katolik milletvekilleri bu işe heyecanlı konuşmalarla karşı çıkıyorlar. Kök hücrelerin henüz insan olmadığını söyleyenlere, “Eğer insan değilse bu ceninler nedir?” diye soruyorlar. Cevabı kolay değil. Komisyon raporunu hazırladıktan sonra, mesele Avrupa Konseyi Genel Kurul’unda tartışılarak Avrupa kararı haline gelecek. Budapeşte’den Como’ya geçeceğim. Como Gölü kıyısındaki Villa Colina’da düzenlenen iki günlük think thank toplantısı “Avrupa’yı Düşünmek” başlığını taşıyor. Alt başlık ise şöyle: “Atlantikötesi Kapsamda Avrupa’nın Geleceği”. Benim konuşma yapacağım bölüm ise; “Avrupa’da Köprüler Kurmak- Avrupa Kimliğinin Sunduğu Olanaklar ve Sınırlamalar”. Size bütün bu çalışmaları özetlememin nedeni şu: İzin istiyorum. Budapeşte ve Como çalışmaları çok yoğun olduğu için, bu köşeyi bir hafta boş bırakmak pahasına yazı göndermeyeceğim. Zaten okurlar yıllardan beri, izinleri tatil için değil, toplantılar için kullanmak eğiliminde olduğumu bilirler. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın!
