Birkaç gün önce, arkadaşımız Alman gazeteci Simone Sitte-Okkan’ın aman vermeyen bir hastalıkla mücadele ettiğini yazmıştım. Bazı merhametli okurlarımız, Simone için dua ettiklerini belirten mesajlar göndermişlerdi.Ama ne yazık ki Simone kurtulamadı, Köln’de son nefesini verdi ve vasiyeti üzerine cenazesi İstanbul’a getirildi. Dün Ümraniye’deki Kocetepe Mezarlığı’nda kayınvalidesinin yanında sonsuz uykusuna daldı. Biz Türk dostları onu, Almanya’dan gelen akrabalarıyla birlikte uğurladık. İmamın dualarını hep birlikte dinledik. Eşi Osman Okkan törende Türkçe ve Almanca bir konuşma yaptı. Vakur ve sade bir tören oldu ama Osman’ın konuşmasında da üstüne basmadan belirttiği gibi kader Simone’yi son yolculuğunda da bırakmadı. Ömrü boyunca basın özgürlüğü konusunda mücadele veren Simone’nin cenazesine Hürriyet ve Milliyet gazetelerinden iki genç arkadaş gelmişti. Mezarlığın girişinde yetkililer, gazeteci arkadaşlarımıza izin veremeyeceklerini söylediler. İstanbul Belediyesi’nin Basın Yayın Müdürlüğü’nden izin almak gerekiyormuş. Bunun üzerine ilgili birimi telefonla aradım ve sağolsunlar izin verdiler. Ama tam cenaze arabasının arkasında yürüyorduk ki bu sefer de başka bir güçlük başgösterdi. Üniformalı mezarlık bekçileri koşarak gelip gazeteci arkadaşlarımızı durdurmaya çalıştılar. Ne olduğunu sorduk, “Genel Müdür izin vermiyor. Onları çıkarın diyor” dediler. Bunun hangi müdür olduğunu merak ettik, meğer mezarlıklar müdürüymüş. Gazeteci arkadaşlar, bu uygulamayla ilk kez karşılaştıklarını belirterek, “Biz siyasi cenazelere bile gidiyoruz. Böyle bir şey ilk kez başımıza geliyor. Bu işte bir kasıt var” dediler. Tartışma büyüdü. Ağırbaşlı bir yas töreniyle bağdaşmayacak gündelik konuşmalar başladı.Bunun üzerine müdahale etmek zorunda kaldım. Maalesef sadece bu dilden anlayacaklarını düşünerek Meclis kartımı çıkarıp verdim ve “Söyleyin genel müdürünüze, isterse polis çağırıp bizi durdursun” dedim. Görevliler, “Biz sizi tanıyoruz, buna gerek yok” dediler. Aslında onların da bir suçu yoktu. Şimdi merak ediyorum; Müdür Adem Bey bu şiddete neden gerek duydu? Bir Hıristiyan’ın Müslüman töreniyle gömülmesine mi karşı çıkmak istedi? Bugüne kadar hiçbir cenazede uygulanmayan bu muameleyi yaparak niye ruhani bir törene gölge düşürmeye çalıştı? Bu soruların cevaplarını verirse ve ortada bir yanlışlık olduğunu anlarsam inanın ki memnun olacağım. Aksi halde, basın özgürlüğü mücadelecisi Simone’nin anısına karşı bir görev olarak, sorunu bir önergeyle yetkililere sormam gerekiyor. Simone’nin artık bunlardan haberi yok ama biz kalanlar ne yazık ki bu anlamsız sorunlarla uğraşmaya devam ediyoruz.