Mevlana'nın sözlerini anmıştık:
"Dünle beraber gitti düne ait ne
varsa cancağızım,
Bugün yeni şeyler söylemek lazım."

Gerçekten de son zamanlarda politi-
kacılar ağız birliği etmişcesine yeni şey-
ler söylemeye uğraşıyorlar.

Türkiye'deki idari, ekonomik ve
sosyal elbisenin, değişen ülke
şartlarına dar geldiği için her ta-
raftan çatırdayıp söküldüğünü
herkes görüyor.

Bu durumdan kurtulmanın çaresi
büyük reformlar ve yeniden yapılan-
malar.

Son yıllarda gündeme gelen "Viz-
yon" sözleri de etkili olduğu için şimdi
herkes harıl harıl fikir üretmeye ve ka-
muoyunu çarpacak yeni sözler söyle-
meye gayret ediyor.

Bunlardan bazıları kamuoyunda
yankı bulmuyor da değil.

Milletvekilleri raporlar hazırlıyor, par-
ti liderleri kurmaylarını alıp "Brain
storming" denemelerine girişiyorlar.
Siyasette yeni moda bu.

XXX

Türkiye'nin kangren olmuş so-
runları belli olduğu için, "Viz-
yonların çoğu birbirine benziyor.
Özelleştirme konusuna herkes sıcak
bakıyor.

KİT reformunun gerekli olduğunda
fikir birliğine varmış durumdalar.

Tarımda destekleme alımlarının akıl
dışı bir sistem olduğu ve Türkiye'nin
ihracatını tıkadığı konusunda anlaşı-
yorlar.

"Milli eğitimde reform şart diyorlar.
Türkiye'nin idari yapısı konusunda
da üç aşağı beş yukarı yakın düşünen
çevreler mevcut.

Bu "Vizyon"lar basın aracılığıy-
la duyuruluyor, kapalı toplantılar-
da, panellerde, konferanslarda
tekrarlanıyor ve yeni fikirler dola-
yısıyla Türkiye'nin etkili çevrele-
rinde bir itibar artışı hedefleniyor.
Bunların hepsi olumlu gelişmeler.

XXX

Ne var ki Türk insanı artık yeni dü-
şüncelerle heyecanlanmak yerine,
bunların nasıl gerçekleşeceğinin hesa-
bını yapmak konumunda.

Politik nutuklarla coşan bir ka-
labalıktan, yönetimi sorgulayan
çağdaş bireyler aşamasına geç-
menin tek koşulu bu.

Bir lider "KİT'leri tasfiye edece-
ğiz" dediği zaman kamuoyunun hiç
vakit yitirmeden, "Nasıl?" sorusunu
yapıştırması gerekiyor. "Bu iş için
gerekli kaynağı nereden bulacak-
sın? Hangi yöntemlerle gerçekleş-
tireceksin bunu?"

Özelleştirme, milli eğitim gibi konu-
ların tümünde kaynakları, yöntemleri
ve ayrıntıları sorma hakkı var kamuo-
yunun.

İşte yeni fikirler öne sürmenin etkili
olabileceği tek nokta burası.

Liderler ancak bu sorulara cevap ve-
rebildikleri ölçüde inandırıcı olacaklar
dır.

Yoksa gerisi, kafayı yorup ilginç bu-
luşlar üretmekten öteye geçmez.

Bu yüzden Türk kamuoyu, öne
sürülen her proje karşısında sesi-
ni yükseltmelidir:
"Nasıl yapacaksın bütün bunları?"