Son 42 yılın en soğuk kışını geçiriyormuşuz. Karaman’da hava eksi otuz dereceymiş. Anadolu buz tutmuş; yeni yağışlar geliyormuş. Geceyarısı Bilkent Üniversitesi’nden çıkarken yazılanların doğru olduğunu anlıyorum. Çünkü hava gerçekten ısırıyor sizi. Ayaz yüzünüzü kamçı gibi kesiyor. Üniversiteden iki değerli hocayla, Talat Halman ve Orhan Güvenen’le birlikte çıkıyoruz. Biraz önce Melih Cevdet Anday’ı anma gecesi bitti. Talat Halman sayesinde giderek bir kültür anıtına dönüşen Bilkent, yine unutulmaz bir şiir ve sanat gecesi kattı itibar arşivine. Şair öğrenciler büyük ustanın şiirlerinden örnekler okudular. Sahneye her çıkan öğrencinin şair olması üzerine de İhsan Doğramacı gülerek Talat Halman’a sordu “Kuzum bizim öğrenciler girdikten sonra mı şair oluyor, yoksa siz şairleri mi öğrenci kaydediyorsunuz? ” Son 42 yılın en soğuk kışını yaşıyormuşuz. Halk soba, kömür, doğalgaz, palto, ayakkabı derdine düşmüş. Ama sadece dışarıdaki hava değil soğuyan. Türkiye’de insanların yürekleri de soğuyor, kaskatı kesiliyor. Son 42 değil, belki de 52, 62, 72 yılın en soğuk insan ilişkileri içindeyiz. Gazetelerde, televizyonlarda insanlar birbirini yerden yere vuruyor. İşyerlerinde kavga, sokakta şiddet, her yerde zehirli bir rekabet! Dışarıdaki ayaz, insanlardan birbirine doğru esen buz gibi rüzgârlar yanında hiç kalıyor. Bir dost sıcaklığı bulduysanız şanslı sayın kendinizi. Oturup usul usul dertleşeceğiniz, birlikte güleceğiniz, birlikte efkârlanacağınız arkadaşlarınız varsa ne mutlu size. Çünkü Türkiye’de dostluklar da yavaş yavaş kimin dilinin daha zehirli olduğunu kanıtlama yarışlarına dönüşüyor. Son 42 yılın en soğuk kışını geçiriyormuşuz. Doğru, çok doğru! İçimiz dışımız üşüyor. Üstelik bir de savaş var kapımızda. Birleşmiş Milletler, çalışanlarının Türkiye’yi terk etmeleri için uyarıda bulunmuş.Soğuk artıyor. Tedirginlik artıyor.