Sarhoş oldum da seni hatırladım yine.Sol elim, Acemi elim, Zavallı elim, Orhan Veli. En doğru sözü Güngör Mengi söyledi televizyonda: “Kamuoyu araştırmaları gibi çağdaş bir enstrümanı sağ çok iyi kullandı. Sol ise Ecevit yüzünden kullanamadı.” İşin gerçeği de bu. Sayın Ecevit ne kadar kızarsa kızsın, ne kadar tersini ispata çalışırsa çalışsın, matematik mantığı değiştirmeye gücü yetmez. Ecevit’in bütün söylediklerini kabul edelim. SHP ile birleşmek istememesine de hak verelim. Bir seçim taktiği olarak, SHP’nin birliktelik önerisini kabul edemez miydi? Şimdi seçim sisteminin adaletsiz olduğundan yakınıyor haklı olarak. 20 Ekim’den önce bu gerçeti bilmiyor muydu? Ancak 7 milletvekilliği alınca mı gördü seçim sisteminin adaletsizliğini? Küçük partileri tasfiye etmeye ve büyük partileri ödüllendirmeye yarayan bu seçim sistemi ortadayken, herhangi bir ittifaka karşı çıkmak sağduyuyla bağdaşamaz. Sağ partiler araştırma sonuçlarını okuyunca, o kurumları suçlamak yerine, işin gereğini yapma yolunu seçtiler ve başarılı oldular. Eğer bu akıllılığı göstermeselerdi, bugün parlamentoda büyük bir güç olarak ortaya çıkan ittifak partileri meclise bile giremeyeceklerdi. Aynı şey Ecevit için de söz konusuydu. SHP ile birlikte seçime girseydi, büyük kentlerde yüzde 40’lara varan bir seçim zaferi yaşayacaklardı. Türkiye genelinde yüzde 30’u geçerek, seçim sisteminin bütün avantajlarından yararlanacak ve parlamentoda çok büyük bir ağırlık elde edeceklerdi. Ecevit, bu taktiği benimseseydi bugün mecliste DSP olarak 7 değil, 70 milletvekillik bir grubun başında olacaktı. SHP’yi bir kenara bırakalım: Ecevit kendi iyiliği için bu basireti göstermeliydi. Bunu yapmasına engel olan duygu, hiçbir ilke, hesap ve stratejiyle açıklanamaz. Bu aşırı bir “duygusal tepki”dir. Nefret derecesine gelen sağlıklı hesap yapmayı engelleyen bir tepki. Oysa politik liderlik, kırgınlıklara, öfkelere ve büyük duygusal patlamalara değil, soğukkanlı taktik ve değerlerlendirmelere dayanmalıdır. Buundan gayrısı “çık benim şair tabiatım ortaya” ile dahi açıklanamaz. SHP… SHP, bugün bir yenilgi sonrasını yaşıyor. Bu partinin belli sarsıntılar geçirmesi, yenilginin nedenlerini bulması kaçınılmazdır. Dünyada yenilgi alıp da hiçbir şey olmamış gibi davranan parti, ordu, takım düşünülemez. Ancak şu var: Bu seçim yenilgisi SHP’nin sonu değildir. Şu ya da bu nedenle başka partilere kaymış olan sosyal demokrat oylar tekrar bu partide bütünleştirilebilir. Dünyada sosyal demokrasinin sonu gelmediği gibi, Türkiye’de de gelmemiştir. Yıkılan rejimler, sol adına davranarak, tepeden inme parti diktatörlükleriyle halklarını ezen totaliter sistemlerdir. Modern dünyadaki gelişmeler, sol ve sağın merkeze doğru kaymaları sonucunda ortaya çıkmıştır. İki sistem de birbirinden bir şeyler almıştır. Sol, kapitalist rejimin birey ve rekabet ortamını benimserken, o sisteme “insan hakları, sosyal adalet, kültür, barış” gibi kavramları hediye etmiştir. Bu bakımdan dünyada sol düşüncenin sona erdiği ve bu işin bittiği gibi yorumlar yapmak doğru değildir. Türkiye’nin kentli bir sosyal-demokrat partiye ihtiyacı vardır. Bu parti ülkenin “vicdan”ı olabilir. Kentlerde başarılı olabilmek ise önce bu partinin kendi bünyesinde yapacağı bir anlayış değişikliğiyle başarılabilir. Bunun yolu “Blue-jean giyip, pikniğe gitmeyi” bir küfür gibi lanetlememekten geçiyor. Bu köylülüğün sonuçlarını hep birlikte görüp, yaşadık işte!