BARCELONA-Adı Rafael Rio. Ortadan az uzun, 40 yaşlarında, açık renk bir adam. Plaza del Rey’deki konserimiz bittikten sonra sahne arkasına geliyor ve tebrik ederek kendisini tanıtıyor: Ribo, İspanya Parlamentosu’nda milletvekili. Hangi partiye mensup olduğunu soruyorum. “Birleşik Sol” diyor. Bu partinin Genel Sekreteri olduğunu ekliyor. Elimde olmadan gülmeye başlıyorum. Neden güldüğümü soruyor. “Partinizin adı bir imkansızlığı ortaya koyuyor” diyorum. “Şu anda İspanya’da sol birleşik durumda değil. Ayrıca sol ve birlik sözleri de hiçbir zaman bir arada düşünülemiyor.” Bunun üzerine o da gülüyor ve “Doğru” diyor. “Nedense sağ hep birleşir de sol birleşemez. Dünyanın her yerinde böyle olmuştur.” “Biz Türkiye’de bu durumu çok iyi biliyoruz” diyorum. Rafael Ribo, “Peki sizce bir açıklaması var mı?” diye soruyor. “Bir zamanlar bu konuda yazmıştım” diyorum. “Sağ partilerde liderlerine adanmış insanlar çıkıyor. Oysa solun temelinde düzene ve otoriteye muhalefet etmek, karşı çıkmak, otoriteyi dinlememek var. O zaman ülkedeki genel otoriteye baş kaldıran insan, parti içindeki otoriteye neden boyun eğsin? Kısacası sağ, düzenle uyum göstermeye çalıştığı için güçlü liderlik dönemlerinde parti içinde de uyuma kavuşuyor. Sol ise düzene karşı çıktığı için parti içindeki sistemi de eleştiriyor.” Ribo bu sözlerimi doğruluyor. Bir parça aklı yatıyor dediklerime. Sonra bana İspanya’ya geldiğimden beri herkesin sorduğu soruyu yöneltiyor:” Neden aday oldunuz?” “Size inandırıcı gelecek mi bilmem” diyorum, “Ama ben İstanbul ölçeğinde solun birleşmesi için aday olmuştum. Bu göreve talip olmadım. Büyük ısrarlar karşısında, sarsılmış ve yıpranmış olan ve kazanma şansı bulunmayan bir partinin adaylığını kabul ettim. Bu bir görev anlayışıydı ve ismimin soldaki parti ayrımlarını aşacağını ve bir sol birlik modeli oluşturacağını düşünüyordum. Belediye başkanı olmaya değil solda birliği gerçekleştirmeye çabalıyordum. Bu kadar iyi niyetli bir politikacı size inandırıcı geliyor mu? Anlaşılan Ribo bana inanıyor ve amacımı gerçekleştirip gerçekleştiremediğimi soruyor: “Partinin oylarının çok üstüne çıktık” diyorum. “Bu yüzden partili olmayan büyük bir kitlenin de bize oy verdiği anlaşılıyor. İstanbul’da aldığımız yüzde 20.6’nın içinde diğer sol parti oyları da var. Demek ki yeterli olmadı. Çünkü İstanbul’da solun toplam oyu yüzde 35. Biz seçimi yüzde 35’le verdik.” Ribo koluma giriyor ve “İyi ki de böyle olmuş yoksa Barcelona’da bu konserleri dinleyemeyecektik” diye gülüyor. Ben de gülüyorum.