Dün akşamüstü televizyon ekranları heyecanlı habercilerin sesinden önemli bir haberi duyurdu: “Hükümet Irak’a asker göndermekten vazgeçti!”Daha sonra gelsin yorumlar: Türkiye ciddi bir devletmiş, belirsizliğe tahammül edemezmiş falan filan.Yani fili yuttu bir yılan.Gelin neler olduğunu hatırlayalım. Canımızı yaksa bile gerçekleri görelim. Hiç olmazsa kendi kendimize yalan söylemeyelim:Birinci tezkerenin mecliste reddedilmesinden sonra Amerikalılar sık sık Türkiye’yi azarladılar. Bu konuda hiç de diplomatik olmayan ağır bir dil kullandılar.Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına gelenleri hepimiz biliyoruz.Bunun üzerine Türkiye, Amerika ile arayı düzeltmek için asker gönderme talebini Amerika’ya iletti. Amerikan Büyükelçisi bunu resmen açıkladı. Büyük Amerikan gazeteleri yazdı. Yani Amerika bizden asker istemedi, biz göndermeyi teklif ettik. Bu gerçek kayıtlarda var.Amerika bu teklife “Evet!” dedi ve Kuzey Irak’a girmememiz koşuluyla 8,5 milyar dolarlık kan bedeli önerdi. Bizim hükümet de bunu sevinçle kabul ederek anlaşmayı Dubai’de imzaladı.Sonra asker gönderme tezkeresi meclise geldi. Görüşmeler sırasında Irak Geçici Hükümet Konseyi bir açıklama yaparak Türk askerini istemediklerini duyurdu. Hükümet bu haberi yalanladı, doğru olmadığını söyledi. Ama ertesi günkü Amerikan gazeteleri de hükümeti yalanladı.Tezkere çıktı. Asker gönderme hazırlıkları başladı.Ama Barzani, Talabani ve Arap temsilcileri ‘Türk askeri buraya gelemez!” dediler.Biz mırın kırın ettik, “Bunlar da kim oluyormuş!” falan dedik. “Ciddi devlet”, Irak’a arabesk şarkıcı göndererek havayı yumuşatma gibi büyük stratejik planlar geliştirdi.Sonuçta ne olduğunu biliyorsunuz: Celal Talabani iki gün önce “Türk askeri meselesi bitmiştir!” diye açıklama yaptı.Yani Türkiye asker göndermedi değil gönderemedi. Sonuçta iyi oldu. Zaten asker gönderme kararı başından beri yanlış bir karardı.Ama kendi kendimize yalan söylemeyelim: Irak’ta Kürtler ve Araplar Türk askerini istemediler, Amerika da bu direnci kıramadı.Bu durumu herkes biliyor ama herhalde yalan söylemek işlerine geliyor. Hükümet ise bunca rezalet içinde özeleştiri yapacağına, zafer kazanmış havası yaymaya çalışıyor.Hani attan düşen asker hemen yeniden biner ve “İndim bindim kumandanım!” der ya, işte durum aynen böyle.Yorumculara sormak isterdim: “Eğer hükümet bu işte kazançlıysa, Barzani ve Talabani kayıpta mı? Sonuçta kimin dediği oldu?”Ama sormaya gerek yok.Türkiye’de herkes işin içyüzünü kurt gibi biliyor ama doğruyu söylemek kimsenin işine gelmiyor.Herşeye rağmen asker gönderme yanlışından dönülmesi sevindirici…
