DÜNKÜ yazımızda sosyal demokrasinin önündeki güçlüklerden söz etmiştik.
CHP Grup Başkanvekili Nihat Matkap dostumuz telefon etti ve yazıdaki görüşlere katıldığını belirterek bazı sayılar verdi.
Matkap'ın çizdiği tablo şöyle:
Türkiye'de 4 milyon kayıtlı işçi var.
Ayrıca 2 milyon 300 bin emekli mevcut.
Bunların tümü sosyal güvenlik şemsiyesi altında.
Ayrıca 4 milyon kayıtsız işçi bulunuyor.
Dünya standartlarına göre 4 çalışana 1 emekli düşmesi gerekirken bu oran Türkiye'de feci biçimde bozulmuş.
***
BU tabloya, Türkiye'nin vergi toplama konusundaki zayıflığını da eklemek gerekiyor.
OECD ülkeleri, toplanan verginin, milli gelire oranının yüzde 30 dolayında olmasını öngörüyor.
Türkiye'de ise bu oran yüzde 18.
Yaklaşık bir hesapla Türkiye'de 5 katrilyon vergi kaçağı var.
***
TÜRKİYE'nin başındaki bir başka dert de iç ve dış borçlar.
82 milyar dolara yükselen dış borç ve yaklaşık 30 milyar dolayındaki iç borç Türkiye'nin belini büküyor dersek yanılmış olmayız.
Çünkü ülke gelirinin büyük bir bölümü bu borçların faizlerini ödemek için kullanılmakta.
Ama burada büyük bir gariplik var.
Deniz Baykal'ın grup konuşmasında da belirttiği gibi dış borçlara ödenen faizlerle, iç borçlara ödenen faizler dengesiz.
80 milyarın üstündeki dış borca, sadece 500 trilyon faiz ödenirken, 30 milyar dolarlık iç borca 6 katrilyon faiz geliri sağlanıyor.
Bu da içeride bir kesimi zengin etmenin, servet sahibini devlet eliyle daha da zengin kılmanın yöntemi.
Böylelikle devlet kendi eliyle bir rantiyeci kesimi yaratmış ve yatırıma gidecek paraların devlet kağıtlarında beklemesini sağlamış oluyor.
***
BU yazıda herkesin bildiği gerçekleri alt alta sıralamış oldum.
Ayrıca bunları bilmek için ekonomist olmaya da gerek yok.
Ne var ki dün de belirttiğim gibi Avrupa ve Türkiye sosyal demokrat hareketleri, bu konulara yeni cevaplar oluşturmak sorunuyla karşı karşıya.
Çünkü Türkiye'deki işsizlik oranı Avrupa ülkelerinden daha yüksek.
Onlardan daha az vergi toplayabiliyoruz.
Gelirimiz dış ve özellikle de iç borç faizlerine gidiyor.
Buna bir de yılda 1 milyon 200 bin doğum olduğunu, yüzde 2.5 nüfus artışını ekleyin.
Bu durumda karşımıza bir kez daha "Ayağını yorganına göre uzat!" özdeyişi çıkıyor.
Bir başka adıyla "kemer sıkma"; yani açık veren bütçenin, olağanüstü boyutlara varan faiz ödemelerinin, devlet savurganlığının, devlet eliyle birtakım kişileri zengin kılmanın bedelini çalışana, emekliye, memura ödetme politikası.
Bütün bunlar sosyal demokrasiye ters ilkeler.
Sosyal demokrat hareket, bu düzeni tersine çevirdiği zaman tarihsel görevini yerine getirmiş olacak.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
