Pazar günleri gazeteler bulmacalarla, zekâ oyunlarıyla, kendini sınama yöntemleriyle doludur ya; gelin biz de bugün böyle bir oyun oynayalım sizinle. Bir söz oyunu bu! Şimdi tarif edeceğim durumu ve duyguyu; en vurucu, en çarpıcı, en kısa biçimiyle ifade etmeye çalışın. Erkekseniz, yolda yürürken bir kız görüyorsunuz, kadınsanız bir delikanlı. Birkaç arkadaşıyla birlikte yürüyor. Yürüyüşü, hali tavrı, duruşu çok hoşunuza gidiyor. Gövdesinin salınımında bir ahenk, başını tutuşu ve yürüyüşünde bir görkem, bir azamet var. Bütün bunları bir çırpıda anlatıp, gözümüzün önünde böyle bir resim canlandırmak istiyorsunuz. Bir yandan da duygularınızı ve beğeninizi katacaksınız bu metne. Ne yazarsınız? Nasıl bir metin kaleme alırsınız? İsterseniz önce bir deneyin, sonra da Toroslar’da bir kız görüp, ağzından şu dizeler dökülen Karacaoğlan’ı düşünün. “Uydurmuş kendine üç beş menendin / Sanırsın sadrazam tuğunan gider!” İşte büyük şiir bu, ifade kudreti bu! Sayfalarca tasvir yapsanız, büyük şairin doğrudan insanın kalbine giden bu vurucu iki dizesini yakalamanız olanaksızdır. Dikkat ederseniz ilk dize yanında birkaç arkadaşı olduğunu belirtmiyor yalnızca; onları kendine uydurduğunu, arkadaşlarının arasında bir ece edasıyla yürüdüğünü belirtiyor. Hele ikinci dize: Tuğlarıyla, sancaklarıyla giden sadrazam etkisi yaratan bir yayla güzeli. Bir dil ve imgeler ancak bu kadar güzel kullanılabilir. Karacoğlan’ın büyüklüğü yalnızca bu iki dizede değil doğal olarak. Ama ben sabah bu dizeleri hatırlayarak uyandım ve günüme mutlu başladım. İçim aydınlandı. Karacoğlan, kişiliği olan, her dizesine damgasını vuran büyük bir şair; dünyanın en büyük şairlerinden biri.
Geçenlerde Toroslar’ı aşıp Karaman’a giderken sel felâketine uğrayan bölgeleri ve kapakları açılan barajı gösterdiler. Ağzımdan ister istemez şu dizeler döküldü: “Irak derler Karaman’ın ilini / Köprüsü yok geçemedim selini / Menevşe yaylanın perçem belini / Lale sümbül bürüsün de gidelim” Elimde yetki olsa çocuklara en az yirmi Karacoğlan şiiri ezberletirdim. Türkçeleri düzelir, bu dilin temel melodisini kavrar, daha düzgün konuşurlardı. Adın sonsuza kadar yasasın büyük şairimiz. Nur içinde yat! Yüzyıllar öncesinden yetişip günümüzü aydınlatıyor, yüreğimize mutluluk veriyorsun.
