Fransız dostlardan ilginç bir tartışmanın perde arkasını dinledim. Türk basınına pek de yansımayan bu tartışma Recep Tayyip Erdoğan ile Strasbourg’un genç hanım Belediye Başkanı Fabienne Keller arasında geçiyor. Başbakan’ın Strasbourg’taki Avrupa Konseyi ziyareti sırasında, çok güzel bir salonda Belediye Başkanı bir davet veriyor. Basına kapalı olan bu davette Başbakan ile Belediye Başkanı bir süre belediyecilikten söz ediyorlar. Sonra Fabinne Keller Erdoğan’a “bir konuda çok rahatsızız” diyor. “Bu şehirdeki Türk hemşehrilerimizde türban takan kız sayısı süratle artıyor. Başını örten kızlar, bu eylemleriyle birlikte hayattan ellerini eteklerini çekiyorlar. Sosyal yaşamdan uzaklaşıyorlar. Ne okul, ne iş yaşamı, ne spor kalıyor. Bu durum bizi çok endişelendirmekte.” Erdoğan bunun üzerine sinirleniyor ve “Türban takmak özgürlük simgesidir. Bu kızlarımız hayattan kopmuyor, tam tersine türban takarak hayata karışıyorlar” tezini savunuyor. Başbakan’la Belediye Başkanı arasında çok gergin bir hava oluşuyor. Erdoğan’ın sesi yükseliyor. “Allah’ın emrini yerine getiren kızlara hiçbir şey söylenemeyeceğini” belirtiyor. Fabinne Keller bunun üzerine “Ben Kur’an’ı Fransızca tercümesinden iki kez okudum. Başınızı örtün diye bir emre rastlamadım” diyor. Erdoğan, biraz ötede bulunan Devlet Bakanı Mehmet Aydın’a sesleniyor: “Hoca! Gel de Kur’an-Kerim’deki emri bu kadına anlat.” Mehmet Aydın, ortalığı sakinleştirmeye çalışıyor. Ve toplantı bu gergin hava içinde son buluyor.
Şimdi türban yine Türkiye’nin gündeminde. Yıllardır gazete köşelerinde, televizyon açık oturumlarında, açık oturumlarda savunula savunula alıştırılan “türban özgürlüktür” fikri, şimdi siyasi ifadesini bulmaya çalışıyor. Ve Yargıtay kararıyla, dinsizlikle laikliği eşit kılmanın suç sayılmadığı Türkiye, adım adım laiklikten uzaklaştırılıyor. Ama bütün bu gelişmeler, aynen zina tartışması gibi, Türkiye’nin AB sürecini de engellemekte. Bakalım şanslı bir dalganın üstüne binmiş olan ve basın tarafından hiç eleştirilmeyen AKP Türkiye’deki laikliği sulandırma niyetiyle, Avrupa Birliği ideallerini nasıl bir araya getirebilecek? Günün sorusu bu.
