SURİYE krizi, Türkiye'nin en yaşamsal, en sıcak konusu.
Arap ülkelerinin, İsrail'in ar-ka arkaya yaptığı açıklamalar ve **Hüsnü Mübarek**'in alelace-le **Şam** ve **Ankara**'yı ziyaret et-me girişimi krizin boyutları hak-kında fikir veriyor.

Birkaç gün önceki yazıdaki tahminlerimize uygun olarak A-rap ülkeleri **Suriye**'den yana tavır koymaya başladı ve **İsrail** de böyle bir gelişmeden mem-nun olmadığını duyurdu.
Yani yanımızda kimse yok.

***

TÜRKİYE'deki en dikkat çe-kici durum ise, hükümetin ne-redeyse olaylardan habersiz gibi davranması.
Hatırlanacağı gibi **Suriye** konusundaki ilk çıkış Kara Kuvvetleri Komutanı'ndan gelmişti.
Daha sonra Genelkurmay Başkanı, durumu "**i-lan edilmemiş savaş**" olarak niteledi.
Cumhurbaşkanı da açıklamaların yanında yer aldı.
Ama hükümet neredeyse bu olayların içinde yok.
Gelişmelere göre birkaç demeçle işi toparla-maya çalışıyorlar izlenimi doğuyor.
Bu işin arkasında siyasi karar mekanizması hissedilmiyor.

***

**CHP lideri Deniz Baykal**, bu konunun çok ama çok ciddi olarak izlenmesinden ve siyasi kararlı-lık gösterilmesinden yana.
Hükümetin, olayların peşine takılmasını doğru bulmuyor.
Ama ne yazık ki görünüm bu.
Suriye krizi, komutanların tavırlarından ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından izlenebili-yor.

***

BU arada **Türkiye**'nin **Suriye**'den **Abdullah Ö-calan**'ı isteyerek resmi bir talepte bulunmasının tarihi o kadar eski değil.
Bu talep **1995**'te, **Deniz Baykal**'ın Dışişleri Bakanlığı döneminde iletiliyor.

***

HAVA Kuvvetleri Komutanı'nın söylediği cümle, gerçekçi bir yaklaşımın ürünü:
"**Kriz yönetiminin ilk adımı, krizi önlemektir.**"
Umarız öyle olur!
**Suriye**'nin düşünülebilecek en kötü komşu ol-duğu ve **Türkiye**'nin canını çok yaktığı bir gerçek.
Uluslararası planda "**terörü destekleyen dev-let**" statüsüne alınmış olan **Suriye** sorununun, kökten çözülmesi herkesin arzusu.
Yalnız bunu yaparken "**Ortadoğu bataklığı**"na sürüklenmek ve içinden yıllarca çıkamamak gibi tehlikelerden uzak durmak gerekiyor.