Politikanın en berbat yönü, insanın kendisini bir anafor içinde bulması ve parti tabanının kulağına hoş gelecek palavraları arka arkaya sıralamak zorunda kalmasıdır. Hiçbir düşünce derinliği bulunmayan bir sürü popülist lafı, cızırtılı mikrofonlara haykırmak, her kişinin kaldırabileceği bir şey değil... Bakıyorum; Çiller günlerdir bu üsluba sığınıyor ve kendisini bunaltan soruları, coşkulu vatansever nutuklarla geçiştirmeye çalışıyor. Ortada birtakım sorular varken, mikrofonu eline alıp da "Canımı veririm, devletimin sırrını vermem! Bu ülkeye bin Tansu feda olsun!" edebiyatı yapmak, politik ortamı bir 23 Nisan müsameresine benzetmekte.
İŞ CİDDİ
Oysa bu nutuklar yerine yapılması gereken şey, soğukkanlı bir biçimde Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'a açıklamalarda bulunulması ve yarım trilyonun nereye harcandığının söylenmesidir. Bir ülkede Cumhurbaşkanı'ndan ve Başbakan'dan saklanacak bir devlet sırrı olamayacağına göre, işin en basit çözümü bu. Açıklamalardan sonra bu iki yetkili kişi kamuoyuna "Biz gerçeği öğrendik ve tatmin olduk!" derlerse ortada kriz falan kalmaz. İşler bir saatte çözümlenir. Ama eğer bu konu karanlıkta bırakılır ve geçiştirilmeye çalışılırsa, mikrop kapmış bir yara gibi işlemeye devam eder ve sonunda kangrene dönüşür.
ÇİLLER'E DÜŞEN
Örtülü ödenek konusu mademki bir kamuoyu sorusuna dönüştü, artık Çiller bu işi temizlemeden bırakamaz. Hamasi nutuklarla, sorumluluktan kurtulamaz. Bu işin cevabı, meydanlarda değil, Ankara'daki çalışma odalarında verilir. Hem eğer kendisine güveniyorsa, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la görüşmekle ne kaybeder? Tam tersine, onları tatmin edecek bir açıklama yapması Çiller'i kamuoyunda çok güçlendirir ve daha birçok konuda haklı olabileceği, boş yere sıkıştırıldığı izlenimi uyandırır. Bu bakımdan Çiller'e düşen, fazla uzatmadan devletin en yetkili kişileriyle görüşmektir.
REFAH
İçine sürüklendiğimiz kaotik ortamın, güven bunalımının ve karşılıklı küfürleşmelerin bir tek galibi var: Refah partisi. Sanki her politik kapışma, her yolsuzluk iddiası onlara yarıyor. Çünkü ANAP ve DYP birbiriyle hesaplaşırken, DSP ve CHP de gözünü bir diğerine dikmiş. Kimse, Refah'la uğraşmıyor. Bu durum Refah'ın şansını artırmakta. Çünkü biliyorsunuz; "Şans güçlüden yanadır!" diye bir söz de var
