Cumartesi günü yayınladığım "SHP'nin Seçimi" başlıklı yazıdan sonra, Ercan Karakaş dostum aradı ve yazıyı doğru bulduğunu ama kendisinin Demirel'e oy vermediğini söyledi.

Bu tavrını Erdal İnönü ve Aydın Güven Gürkan'a da aktardığını belirtti.

Bu açıklamanın, Ercan adına beni memnun ettiğini saklamayacağım. Bir sosyal demokrat politikacı olarak, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda takındığı tavır beni ilgilendirmekteydi.

Her türlü yanlış anlamanın ötesinde şunu söylemeliyim ki, ben Demirel'e oy verilmesine karşı değilim. Onunla birlikte mücadeleye girmiş ve yıllarını Demirel'e adamış kişilerin onu desteklemesi, cumhurbaşkanı seçtirmesi kadar doğal bir şey olamaz. Beni sadece SHP'nin tutumu ve cumhurbaşkanı seçimi konusundaki acelesi ilgilendiriyordu.

SHP'nin Demirel'e oy vermesinin bir mantığı olduğunu biliyorum.

Her cumhurbaşkanı seçiminde doğan krizleri aşmak ve sivil cumhurbaşkanı geleneğini yerleştirmek istemelerinde bir tutarlılık var. Ayrıca koalisyon bozulursa tekrar Milliyetçi Cephe kurulur savını da sık sık işlediler.

İyi ama bu düşünce kendi içinde çelişkiler taşımıyor mu? SHP'nin dışarda kalması halinde Demirel Milliyetçi Cephe'yi oluşturacaksa, bu her an Milliyetçi Cephe oluşturabilecek birisini cumhurbaşkanı yaptık anlamına gelmiyor mu?

Ülkenin bütünüyle sağa kaymasından korkarak ödün vermenin sonu yok ki!

Taktik alanda sağa kaymayı önlemenin çareleri belki bulunabilir. Ama bunlar geçici çözümlerdir. Eğer ülkede sağ rüzgarlar esiyorsa, kısa bir süre sonra dolduracakları yelkenler açılacaktır önlerinde.

Bana kalırsa, ülkenin sağa kaymasındaki önemli etken, sosyal demokrasinin içinde bulunduğu çıkmazdır. İktidarda kalabilmek uğruna verilen her ödün bu krizi artıracak ve dolayısıyla sağın güçlenmesi sonucunu doğuracaktır.

Zaten SHP'yi muhalefette değil iktidarda olmak eritmektedir. Yerel yönetim zaferleriyle başlayan dönem SHP'nin hızla oy yitirmesine neden olmuştur.

Dünyanın her köşesinde, sosyal demokrat partiler krizde. Bu genel krizden yakasını kurtarabilmiş olan sol bir parti yok gibi. Bizde de bu genel sürece uygun olarak solun bazı sıkıntılar yaşaması ve kimlik arayışına girmesi doğaldır.

Bütün sorun, uzun dönemde solun bir rejim alternatifi olabileceği umudunun yitirilmemesi. SHP, şu anda günü kurtarmak için bazı taktik çözümlerin peşinde koşarsa, Türkeş'le, Evren'le, Demirel'le siyasi buluşma noktalarına kayar ki, bunlar yıllarca kanayacak bir biçimde yaralar partiyi.