Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

CHP kurultay haftasına girdi. 4 gün sonra kıyasıya bir yarış yaşanacak.
CHP aynı zamanda hükümet ortağı bir parti. Yani genel başkan seçilen kişi, muhtemelen gelecek hafta başbakan yardımcısı olacak.
Tam bu noktada Başbakan Tansu Çiller devreye giriyor ve CHP kurultayının sonuçlarını etkilemek üzere açıklamalar yapıyor.
Başbakanın adayları açık.
Deniz Baykal‘ın şanslı olduğunu ilan ediyor, Karayalçın‘ı da “çok uyumlu” buluyor ve bu iki adayla ilgili görüşlerinin aksine Livaneli‘nin kazanma şansının olmadığını açıklıyor.
Demek ki CHP kurultay delegelerinin ne yapacağını şimdiden biliyor Çiller.
Ya da ben şu kişilerle hükümet kurarım mesajını veriyor.
Demokratik bir ülkede bu kadar büyük bir skandal, başbakanı koltuğundan eder.
Çiller’in yaptığının siyasi ahlakla bağdaşır yanı yok.
Şimdi iş CHP delegelerine kalıyor. Hani üzerlerinde kelle hesabı yapılan, “şu kadar askerim var” diye övünülen ve aklı, vicdanı, özgür iradesi olmadığı varsayılan delegeye.
İşte Başbakan’ın tercihini de duydular.
Karar kendilerinin.
Ben sol politikayı benimseyen ve Başbakan’ın istemediği – ayrıca istemediği için teşekkür ederim – bir day olarak delegelere “Bana oy verin!” demiyorum. Bu köşeyi seçim kurultay propagandası amacıyla kullanmıyorum.
Sadece kurultaya gelmeden önce ailenizle, komşularınızla, sokaktaki, kahvedeki arkadaşlarınızla, yani halkla konuşun diyorum.
Onlar adaylar arasında kimin partiyi büyüteceğini söylüyorsa o doğrultuda oy kullanın.
Yoksa Başbakan’ın yönlendirmelerine göre değil.

***

Eğer bu yazgıyı değiştiremezsek, tarih kitapları SHP – CHP için şu cümleleri yazacak:

“1991’de koalisyona katıldı. Demirel’i Cumhurbaşkanlığı’na yükseltti. Tansu Çiller’in Başbakan olmasına ve hükümeti sürdürmesine yardım etti. Cumhuriyet tarihinin en ağır enflasyonuna imza atarak dar gelirli işçi ve memurun ezilmesine yol açtı. Sivas’ta, Gazi Mahallesi’nde yapılan katliama seyirci kaldı. Polis müdürlerinden azar işitip, duymamazlığa vurdu. Kendisi de iç kavgalar sonucu bir daha Meclis’e giremedi.”
Bu kaderi bozmak sadece delegenin elinde.

***

Bazı tepkileri anlamakta güçlük çekiyorum. Ne güzel sakin sakin politika yapıyorlardı. Hatta kurultayın bittiğini, sonucun belli olduğunu ilan ediyorlardı. Ne oldu da hiçbir adaya yöneltmedikleri öfkelerini, benim gibi örgüt hesapları içinde olmayan, sadece vicdanının sesini dinleyen bir adaya yöneltiyorlar.
Ben “Çakallar ittifakı” yazımı onlar için yazmadım.
Bir çocuk bile o yazıda Baykal cephesinden değil, devletin yarı içinde yarı dışında odaklanmış kesimlerden söz edildiğini anlar.
Neden üstlerine alınıyorlar anlamadım.

***

Tarih düşürüyorum.
Kayda geçirmek istiyorum.
Seçim yılına girildiği şu günlerde, öteki partiler seçim şarkılarını bile belirlemişken CHP’yi iç hesaplaşmalara alet etmek yanlıştır.
Bu parti 1996 seçimlerinde parlamentoya giremezse, CHP tabanı temsil edilemeyecek duruma gelecek ve kendini koruma tepkisini geliştirecektir.
Bu durumu sadece sol değil, Türkiye açısından da büyük bir tehlike olarak görüyorum.
Uyarı görevimi yerine getirirken diyorum ki: “Eğer Türkiye’yi 21. yüzyıla, solun temsil edilmediği bir parlamentoyla sokarsanız, bu halk sizi bağışlamayacaktır.”