Amerika’nın son “bestseller” makinesi, John Grisham, yazar olmadan önce çok ünlü bir avukatmış. En büyük başarısı ise, karısının sevgilisini öldürmüş olan müşterisini beraat ettirmek olmuş. Hem de “nefis müdafaası” maddesinden. Grisham, karısı tarafından aldatılmış olan müvekkilinin içinde bulunduğu psikolojik durumu ortaya çıkarmış ve eğer bu cinayeti işlemeseydi kendini öldüreceğini kanıtlamış. Böylece, adamın intihar etmek yerine karşısındakini öldürmesi, “kendini savunma” sınırları içine girmiş. Amerikan mahkemelerindeki jüri sistemi, böyle yargılara izin verebiliyor.

John Grisham, şimdi avukatlığı bırakmış, yazarlık yapıyor. Kitapları öylesine başarı kazandı ki siz bu yazıyı bitirinceye kadar binlerce kitabı daha satılmış olacak. Kitaplarının tümü de yargıyla ve avukatlarla ilgili. Tom Cruise’un başrolünü oynadığı bir filme dönüşen “Şirket”, ayrıca “Müşteri” ve “Pelikan Dosyası” adlı üç kitabı var. Grisham’ın kitaplarının hepsinde Amerikan hukukuna ait ipuçları bulmak mümkün. Örneğin “Müşteri” adlı romanında, koskoca FBI ve polis teşkilatının, küçük bir çocuk karşısında çaresiz kalışı anlatılıyor. Çocuğun, mafya ileri gelenlerini tutuklamaya yetecek bir sırrı öğrendiği biliniyor. Mafya tarafından öldürülmüş olan senatörün cesedi kayıp. Bu sırrı da sadece çocuk biliyor. Eğer bu bilgiyi alabilseler, mafyaya çok ağır bir darbe indirecekler. Ne var ki Amerikan sistemi, mafyanın intikam almasından korkan ve bu yüzden susan çocuğu konuşturmalarına yetmiyor. Yasalar, sorgulama usulleri, yargılama biçimleri böyle bir davranışı yasaklıyor. İş oraya varıyor ki, çocuğun çöpe attığı bir Sprite kutusundan parmak izlerini saptamaları bile suç kapsamına giriyor. Çünkü sahibinden habersiz olarak parmak izi almak yasak. Ya da mahkeme kararı çıkartmak gerekiyor. FBI bile bu yasakların çerçevesini aşamıyor.

İkinci örneği Elia Kazan dostumuzdan vereceğim. Elia anılarını yazıyordu. Bir gün telefonda kitabı bitirdiğini söyledi. Ne zaman yayınlanacağını sordum. “En az bir yılı var daha!” dedi. “İki avukat kitabı inceliyor ve içinde birisinin kişilik haklarına bir tecavüz olup olmadığını araştırıyorlar.” Amerika’da her kitaba uygulanan bir yöntem bu. Çünkü, kişilik haklarına yapılan ufak bir saldırı, kitabı basan yayınevini çökertecek kadar ağır tazminatlara neden oluyor.

Yukardaki örnekleri vermemin nedeni, temiz eller kampanyasının tırmandığı bu günlerde biraz daha dikkatli olmak gereğine inanmam. Eğer bu olumlu akım yönünü şaşırır ve bir iftiralar yığınına dönüşürse, toplumu temizlememiz daha da güçleşir kanısındayım.