Bir yanda insanın başına vuran bir bahar havası; Öte yanda insanı başından vuran bir terör!
Bir yanda bahar dallarındaki tomurcukları patlatmak için kılcal damarlarda yürüyen özsular; Öte yanda patlayan bombalar, katledilen masum insanlar ve acı içinde kıvranan aileler!
Türkiye 1992 baharına bir cehennem atmosferinde giriyor.
Bütün canlılara sevinç ve coşku getiren bahar, Türkiyemizin insanlarına dehşet ve korku yaşatıyor. Bir kara bahar bu! Küçük insan mutlulukları gene "bir başka bahar"a ertelendi.
Kavuşan iki sevgilinin parmaklarının birbirine değdiği noktada vuruyor terör... Çocuğunun başını okşayan annenin eliyle çocuğun saçları arasına yerleşmiş... Unutulan her pakete, beklenen her kuyruğa, bahar akşamlarının avare gezintilerine damgasını vuruyor.
Buna karşı geliştirilen formül ise terörle yaşamaya alışmak. Bu mümkün olabilir mi? Bir halk nasıl terörle içiçe yaşar? Ama ne yazık ki acımasız gerçek bu!..
İtalya'ya bakıyorsunuz: Onca zenginliğe, onca gelişmişliğe rağmen terör İtalya'da bir numarada. Demek ki ekonomik gelişme de teröre çare değil. Yüzlerce yıldır gizli kapaklı işlerle yönetimin içiçe geçmesi geleneği İtalya'yı rahat bırakmıyor.
Ortadoğu ise terör konusunda azımsanmayacak bir geçmişe sahip.
Nizamülmülk'ün vezir olduğu devirde ünlü bir Haşhaşi örgütü var.
Hasan Sabbah'ın başında olduğu bu hareket dünyaya o derece korku salıyor ki batılılar Haşhaşiyun kelimesinden "Assasin" (katil) kelimesini türetiyorlar. Bütün batı dilleri bu kelimeyi Ortadoğu'ya borçlu.
Gazetelerde günlerdir terörden söz edilmekte. Çeşitli görüşler ileri sürülmekte. Ama bu düşünceler içinde, yakın dönemde sonuç alabilecek bir çareye rastlanmıyor. Bu kadar sıkışık bir duruma nasıl kestirme çözümler üretir insanlar?
Daima tarihini okuyorsunuz; Bir çok bölümde "O zamanlar devletin başında bir gaile vardı" cümlesi geçmekte.
Peçevi'yi alıyorsunuz elinize; "Devletin başındaki gaile"den sözediyor.
Hammer deseniz; Onda da bir "gaile" edebiyatıdır gidiyor.
Demek ki bu topraklar hiçbir zaman "gaile"den uzak olmamış.
Havasından mı, suyundan mı, yoksa geleneklerinden mi nedendir; sürekli bir boğuşma, didişme, öldürme ortamında yaşamış.
Bizim ömür dilimimize rastlayan dönemi de ilerde "O zamanlar bir sürü gaile vardı!" diye anacaklar.
Bakalım nasıl sonuçlanacak.
