Hani ameliyat geçirenlerin sağlıklarına kavuştukları zaman verdikleri teşekkür ilanları vardır; hani kendilerini iyileştiren doktor ve hemşirelere minnettar kaldıklarını bildirirler ya, bugün ben de böyle bir yazı yazacağım. Çünkü son zamanlarda -hastalık olmasa bile- manevi yaralarımın iyileşmesine katkıda bulunanlar epey fazla.
En sondan başlayayım: Geçen hafta Roma’da Mutluluk romanının İtalyanca yayınıyla ilgili bir davet veren, Gremese Yayınevi’yle birlikte kitabın İtalyan basınına sunulduğu bir basın toplantısı düzenleyen Roma Büyükelçimiz Sayın Uğur Ziyal’e ve elçilik mensuplarına teşekkür etmek istiyorum. Törende yaptığı İtalyanca konuşma ve güzel sözleri için de minnettarım. Felicita’nın (Mutluluk) İtalya yolculuğu, onlar sayesinde yelkenleri rüzgârla dolu olarak başladı.1980’li yıllarda Maria Farantouri ve Mikis Thedorakis ile Avrupa’da konserler verirken, bulunduğumuz kentlerin Yunan büyükelçi ve konsolosları, davetler verirlerdi. Her seferinde çok güzel biçimde ağırlanırken, içimdeki burukluğa engel olamazdım. Çünkü 12 Eylül rüzgârının etkisi altında olan Türk büyükelçilik ve konsoloslukları bizlere kapalıydı. Sonra bu iş tamamen değişti. Bir özgürleşme ortamıyla birlikte, birçok Dışişleri mensubumuz kitap ya da albüm tanıtım toplantılarına, konserlerimize gelmeye başladı. Özdem Sanberk, Tanşuğ Bleda gibi dostlar, Londra ve Paris’te kültür ve sanat çevrelerini bir araya getiren davetler verdi. Bunun son halkasını da geçen hafta Roma’da yaşadık. Uğur Ziyal ve çalışma arkadaşlarına çok teşekkürler.
İkinci teşekkürüm Mutluluk filmiyle ilgili olarak güzel yazılar kaleme alan ve bu arada beni de yazar olarak onurlandıran dostlara. Biliyorum ki hiçbiri beğenmediği bir film ya da kitap için kalem oynatacak, hatır için beğeni düzeyini feda edecek kişiler değil. Özü sözü bir, zamanında beni de eleştirmekten hiç çekinmemiş insanlar. Ama önemli bir özellikleri var; dürüstler. Daha da önemlisi, önyargıları, değerlendirmelerini engellemiyor. Onlara da yürekten teşekkürler.
Üçüncü ve en önemli teşekkür ise; yine bizleri yalnız bırakmayan dinleyici, okuyucu, seyirci kitlemize. Bu aydınlık insanların varlığı sayesinde nefes alabiliyor, üretebiliyor, yazıp çizebiliyor, bestelemeye devam edebiliyoruz. Bir sanatçı için daha büyük güvence olabilir mi?
