Galiba bir ülkenin şehir planlaması ve trafiğiyle, kalkınma derecesi arasında derin ve sıkı bir ilişki var. Uçaktan gördüğünüz bir kent, hiçbir planlamanın ürünü olmayan, kargacık burgacık sokaklardaki çarpık yapılaşmaya dayanıyor ve biraz sonra indiğiniz havaalanından kent merkezine giderken durmadan şerit değiştiren, kuralsız ve vahşi bir trafik cangılıyla karşılaşıyorsanız bilin ki, o ülke ne ekonomisini çözebilmiştir, ne politikasını ne de sosyal yaşamını… Eğer bunun tam tersini görürseniz, yani uçaktan seyrettiğiniz şehir bir plana göre büyüdüğünü belli eden düzenli caddelere sahipse ve düzgün bir trafik akışı sağlamışsa, gelişmiş bir ülkede olduğunuz anlaşılır. Eteklerini sarmış bulut kümelerinin üstünden haşmetle ve başlı başına bir dünya gibi yükseliveren Fuji yanardağını geçip Tokyo’nun üstüne geldiğinizde de böyle oluyor. Şehircilik açısından pek gelişmiş sayılmasa bile bilgili insanların düzenlediği ve herkesin kurallara uyduğu bir kente doğru alçalıyorsunuz. O kadar ki, müşteri taşımayan taksiler, yolcu taşıyan taksilere öncelik tanıyor ve yol veriyor. Gece trafiğinde, trafik tıkandığı zaman kuyruk olan otomobiller, öndeki sürücüyü rahatsız etmemek için farlarını söndürüyorlar.
Bu olumlu özelliklerin yanı sıra gariplikler de var Japonya’da. Gözünüze ilk çarpan özelliği inanılmaz pahalılığı oluyor: Dünyada hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak kadar pahalı bir ülke burası. Şinkansen adı verilen hızlı trenle Tokyo-Kyoto arasındaki 2.5 saatlik yolculuk 35.000 yen. Yani bizim paramızla 5 milyon liraya yakın. İyice bir lokantada yemek adam başı 10 milyon liranın üstüne çıkıyor. Buna karşılık üç yaşındaki lüks bir otomobili 15 milyon liraya satın alabiliyorsunuz.
Japon Yen’i hızlı bir yükseliş içinde. İnsan bu para birimini ister istemez Türk Lirası’yla karşılaştırıyor ve “Bu paranın adı yen ise bizimkine yenik mi demek gerekir?” diye kara kara düşünüyor.
Türkiye’nin yarısı kadar bir ada… Volkanik, hiçbir yeraltı zenginliği yok. Adanın büyük bir bölümü dağlarla kaplı. Ve bu dar alanda 124 milyon insan yaşıyor. Ada her yıl depremle ve tayfunla hasar görüyor, kentler yıkılıyor, insanlar ölüyor. Bunca olumsuzluğa rağmen kişi başına düşen milli gelir 26 bin dolar. Japonlar doğaya ve dünyaya karşı kahramanca mücadele ederek, lider ülke konumuna gelmişler. Bunu neye mi borçlular? Kültürlerine. Bunu da yarın anlatayım.
