Beş yaşındaki Meryem’i dedesi vurdu.Üç gün komada kalan Meryemcik bu dünyadan kaydı gitti. Çünkü dedesi Osman Oyar, düğünde eğlenmek için belinden silahını çıkarıp ateş etmeye başlamıştı. Bu kurşunlardan birisi otomobilde uyumakta olan torunu Meryem’in ensesinden girdi.Mahkeme dedeyi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.Aslında Osman Oyar’ın torununu öldürmek gibi bir niyeti yoktu.Kimbilir nasıl seviyordu onu, kimbilir kaç defa kucağında hoplatıyordu, “dedeciğim” diyen yarım diline nasıl da bayılıyordu.Ama kendi eliyle torununun hayatına son verdi.Şimdi çocuğun anasının babasının yüzüne nasıl bakacak?Onlara ne diyecek? “Allah’ın takdiri” savunmasına mı sığınacak, yoksa işlediği cinayetin azabı ömür boyu vicdanını kanatmaya devam mı edecek?Ben birinci olasılığı daha baskın görüyorum.Aile elbette üzülecek, dede yaptığına pişman olacak ama yine de “Kısmeti bu kadarmış. Vadesi yetmiş. Ecelin önüne kimse geçemez” tesellilerine sığınılacak.Çünkü bizde Raskolnikov’lar yoktur.Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanında anlatıldığı gibi kimsenin görmediği bir cinayet işleyen ama vicdanının rahat bırakmaması yüzünden bunu itiraf ederek cezasını çekmek isteyen, ruhunun kurtuluşunu bedel ödemekte arayan insan tipi pek bulunmaz bizim buralarda.Suç başkalarına göre suçtur, kendi vicdanına karşı değil.Yukarıda yazdıklarım tartışılabilir ama hiç tartışılamayacak bir gerçek gözler önünde duruyor:Silah merakımız yüzünden sürekli kendi çocuklarımızı vurduğumuz gerçeği.Türkiye’de 7 milyon kişinin silah taşıdığı belirtiliyor.İnanılmaz bir ordu!Milletvekillerinin Meclis’e silahsız girmeleri rica edilince geçen yıl yaşadığım bir olayı hatırladım.Bir milletvekili arkadaşım Meclis birleşimi sonunda Ankara’dan istanbul’a otomobille dönüyordu.”Beraber gidelim” dedi, yola çıktık.Bir ara baktım ki belindeki silahı çıkarıp arabada her an uzanabileceği bir yere yerleştiriyor.Güldüm, “Çarpışmaya mı gidiyorsun?” diye sordum.”Yoo” dedi. “Ben hiç boş gezmem. Gece gündüz bir saniye silahsız dolaşamam.”Sonra silah koleksiyonundaki nadide parçalan sayıp dökmeye koyuldu.Biliyorum ki birçok insana göre milletvekili arkadaşımın yaptığında şaşılacak bir şey yok.Türk erkeği böyle.Düğünde ateş etmek “gelenek, görenek!”Meryemler ise kader kurbanı.İnsanın içinden böyle geleneğe de göreneğe de töreye de isyan etmek geliyor.El kadar çocukların beynine kurşun saplayan gelenek de, erkeklik de yerin dibine batsın.