Ortalık yazıdan, sözden, yorumdan, analizden, demeçten, basın toplantısından, açıklamadan geçilmiyor.Her gün milyonlarca söz uçuşuyor havada.Milyonlarcası da kağıda basılıyor.Gece yarısından sonra ise hepsi çöpe gidiyor.Günlük gelişmeler çok önemliymiş gibi geliyor bize.Olayları birbirinden kopuk sanıyoruz.Oysa bir tren, üstünde gittiği raydan ne kadar bağımsız ise, Türkiye’deki politik gelişmeler de o kadar kendi başına buyruk.Ama herkes trene bakıyor da rayı döşeyenlere dikkat etmiyor.”Aaa” diyorlar “Bak lokomotif sağa döndü. Bak bak! Şimdi de hızlanıyor.”Oysa lokomotifin yaptığı iş, daha önce döşenmiş olan rayın üzerinde kaymak. Ne demek istiyorum?Bunca tartışmaya, hukuki ihtilafa, değişik yoruma rağmen, Erdoğan’ın yolu açık; hatta pırıl pırıl.Çünkü kendisi için döşenen raylar onu belli bir istikamete taşıyor.Yüksek mahkemeler de içinde olmak üzere her köşeye yerleşmiş olan yandaşları rayları onun için döşüyorlar.Çünkü yüzyıllardan beri Anadolu’nun en güçlü örgütlenme biçimi olan tarikat yapılan, Necmettin Erbakan yerine onun “reis”liğine karar verdiler.Bu karar değişmedikçe devlet dahil hiçbir kurum Erdoğan’a güç yetiremez.Raylar sağlam döşenmiş. Tren raydan bağımsız hareket edemez, başını alıp aynı istediği bir yöne gidemez.Ne demek istiyorum?Türkiye Irak savaşına karşı çıkıyor, Amerika ile köprüleri atıyor gibi bir görüntü verilmekte.Göreceksiniz ki bunların hiçbirisi gerçekleşmeyecek.Hepsi göz boyama.Türkiye savaşa girecek mi, girmeyecek mi diye yapay tartışmalar yaşanırken bir şey dikkatten kaçıyor: Türkiye çoktan savaşa girdi bile.Limanlar kazılıp derinleştiriliyor, büyük gemilere uygun hale getiriliyor, havaalanlan ile ilgili raporlar hazırlanıyor, Amerika bu işlere milyonlarca dolar harcıyor.Çünkü hükümet kendisi için döşenmiş raylarda ilerlemek zorunda.Başka bir seçeneği yok.Zaten Beyaz Saray görüşmesinde bu işin sözü çoktan verildi.Gerisi halkla ilişkiler uzmanlarının alanına giriyor.Davos’ta makyajlı ama türbanlı Türk kadınları boy gösteriyorlar.Bu da döşenmiş raylara uygun bir davranış.Türban uluslararası boyutta meşrulaştırılacak.Bu yorumla sadece Davos’u değil, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’nde devam etmekte olan iki türban davasını kastediyorum.İngiltere’nin en pahalı hukuk şirketinin davalarını üstlendiği iki öğrenci kızla ilgili kararlar, Türkiye’yi şapa oturtabilir.Nasıl olsa hiç kimse bu yoksul öğrenciler İngiltere’nin en pahalı hukuk firmasını hangi parayla tuttular, parayı kim ödedi diye sormuyor.Türban eylemleri kesildi, ortalıkta bir sesizlik var.Acaba ne bekleniyor?Kısacası raylar iyi döşenmiş ve tren hızla gidiyor.Yön neresi diye sorarsanız; Cumhuriyet devrimlerinin tam tersi diyebilirim.