33 erimizin öldürüldüğü günün çok iyi hatırlıyorum. Ankara’da SABAH gazetesinin bir kutlamasındaydık. PKK’nın ilan etmiş olduğu ateşkes, 13 erimizin şehit edilmesiyle sona ermişti. Acı çok büyüktü. Ama o gün bile, ülkemizdeki Türk ve Kürt kökenliler arasında bir nefret tohumu eklemişti. İstanbul’daki Habitat toplantısında bir panele konuşmacı olarak katılmıştım. Sağ yanımda UNESCO genel direktörü Federico Mayor, sol yanında ise Brezilya Cumhurbaşkanı’nın eşi bayan Cardoso vardı. Toplantıyı izleyen her ulustan kişiye, Türkiye’deki kardeşliği anlatmıştım. Bu ülke, yıllardır süren kanlı bir iç savaşın bilançosunu, gündelik yaşamına taşımıyor ve binlerce genç ölüye rağmen, ülkemizde bir Türk – Kürt çelişkisi yaşanmıyor, insanlar birbirinden kız alıp vermeye, komşuluk yapmaya, birlikte eğlenmeye devam ediyorlardı. Bu açıklama panele katılanların çok ilgisini çekmişti. Ama artık, HABİTAT panelinde söylediklerime inanmıyorum. Bu ülkenin Türk ve Kürt kökenli yurttaşları arasındaki uyum, tarihte ilk kez yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 35 bin kişinin ölümüne rağmen kardeşlik, bugün büyük tehlike altında. Sokaklarda dövülen Kürtler, yalnız İtalyan değil, bütün batı televizyonlarında durmadan tekrar ediliyor. İzmir’de kendi binalarında oturan Hadepliler, Dışarı çıkarılıp dövülüyorlar. Canlı bomba haline gelmiş Arap asıllı bir kız, askerlerimizin arasında bombanın pimini çekiyor. Belçika’daki Türkler, Kürt işyerlerini basıyor, rastladığı kürdü linç etmek istiyor. Bu arada kendini yakanlar, açlık grev yapanlar… Bu süreci derhal durdurmamız gerekiyor. Bu ülkede Türk olsun, Kürt olsun herkes yüzyıllar içinde boy atmış muhteşem bir kardeşlik bilincine sahip. Birbirinden kız alıp vermiş olan on binlerce ailenin bireyleri gibi, hepimiz kaynaşmış, etle kemik olmuşuz. Türkülerimiz bir, sevdalarımız bir, öfkelerimiz bir. Bu ülkenin çocuklarını, sonu gelmez bir iç savaşta birbirine kırdırma eğilimine karşı sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. İtalya süreci, Türkiye’yi kendi içinde bir Türk – Kürt kavgasına götürürse, iki elimiz gelişmelere seyirci kalan yöneticilerin yakasında olacak.