Nokta dergisinde Rasime Hazer'in ya zısı beni alıp yıllar öncesine götürdü.

Bir konser tumesi için Almanya'day dım. Konserler dışında, organizatörlerin verdiği bir otomobille, ilginç ve görülme si gereken yerleri geziyorduk.

Bu yerlerden birisi de Münih yakınla rındaki Dachau toplama kampıydı.

Dachau'nun giriş kapısında, müthiş bir gerginlik kaplamıştı beni.

Kapıda gotik harflerle ünlü Nazi sloga nı "Çalışmak Özgür Kılar." yazılıydı.

Evlerinden kopanp Dachau cehen nemine getirdikleri insanların en büyük tutkusunun özgürlük olduğunu biliyor lardı. Ve kapıya zalim bir alay olarak, çalışarak özgürlüklerini kazanabilecekle rini yazmışlardı.

Oysa kamptakileri bekleyen, değiş mez bir son vardı: Fırınlarda yokedil mek!

O dehşet fırınlarını gezerken, her yere sinmiş olan ölüm kokusunu duymuştum

Garip, iç bulandırıcı, tatlımsı ve çürü müş bir kokuydu.

Kurbanların yattıkları koğuşları gezer ken, kararmış ranza tahtalarına kazıdık ları isimlerini görmüştüm: Ölümden ön ce, dünyaya tutunmak için tırmaklanyla giriştikleri trajik bir çabanın izleriydi bun lar. Sanki Dachau denen cehennemde ki kayıp bir ranza parçasına kazılan belli belirsiz bir isim onları kalıcı yapacak, ölü me meydan okuyacaktı.

Dachau'da kurbanların isimleri de vardı. Aralarında bir kaç Türk ismine rastlayınca şaşırmıştım. Herhalde o sıra da Almanya'da okuyan öğrenciler ol malı diye düşünmüş ve korkunç kader leriyle sarsılmıştım.

Rasime Hazer'in yazısı Türk kurbanla ra bambaşka bir boyut getiriyor.

Ortada ciddi bir idda var: Türk-Nazi katliam işbirliği.

1943-1945 yılları arasında Ravens brück'te 71, Dachau'da 86, Majda nek'te 2, Terezin'de 7 ve Brezin ka'da 4 Türkiye Cumhuriyeti vatanda şı öldürülmüş.

Diğer kamplarda can veren Türk vatandaşlarının sayısı bilinmiyor.

Bu vatandaşlar, Türkiye'nin büyük kentlerinde "politik suçlu" oldukları iddiasıyla tutuklanıp, trenle Brüksel üzerinden Nazi toplama kamplarına gönderilmişler.

Böylece ortaya aydınlatılması gere ken korkunç iddialar çıkıyor.

Dönemin Türk hükümeti Nazilerle işbirliği yapıp, politik görüşlerinden hoşlanmadığı Türk vatandaşlarını, Al manya'ya, ölüm kamplarına yolladı mı?

Alman kaynaklarına göre durum bu!

Bütün ülkeler, Nazi kurbanı yurttaş larının hakkını ararken, Türkiye Cum huriyeti niye sessiz kalıp, olayları örttü?

Bu büyük suçu saklamak istediği için mi?

Kurbanlar arasında Türkiye'nin Bu dapeşte Basın Ataşesi Dr. Emrul lah Nerin Gür de var.

Demek ki hükümet, kendi basın ata şesinin ölümüne bile kayıtsız kalmış, hesabını sormamış.

***

Bütün okul kitaplarında Türkiye'nin 2. Dünya Savaşında tarafsız kaldığı yazılıdır.

Belgeler ortaya çıktıkça bunun nasıl bir tarafsızlık olduğu sorusu da günde me geliyor.

Ve bu önemli gerçeği ortaya çıka ran Hazer, yazısını şu cümleyle bitiri yor: "İnsanlık suçu zaman aşımı na uğramaz!"

Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üze re, yetkili çevrelerin bu iddialan cevap laması gerekiyor.

Hem de zaman geçirmeden.