Rus Çarı Nikola 19. yüzyılda Osmanlı için “hasta adam” tanımını kullanmıştı.O günden beri de söylenir durur. İyi ama “hasta adam” niçin hastalanmıştı?Kötü yönetildiği için. Peki niçin kötü yönetilmişti? Kötü yöneticiler iş başına geldiği için. Kötü yöneticiler niçin iş başına gelmişti?Osmanlı’daki kardeş kavgası yüzünden.
Bazı çevreler “Nizam-ı alem için kardeş katli”ni, imparatorluğu kurtarmaya dönük büyük bir önlem olarak görür.Oysa bu yöntemin devleti çökerttiği çok açık.Osmanlı’nın ilk dönemlerinde akıl ve ruh sağlığı yerinde padişahlar iş başındayken niye gerileme dönemlerinde deliler, meczuplar, ruh hastaları padişah oluyor diye düşündünüz mü?Aile aynı aile, sülale aynı sülale.Dedeleri deli değil de niye torunlar hasta?Bunun cevabı padişah olma yönteminde gizli.Tahta geçen kardeş, diğer kardeşlerinin çoğunu öldürüyor, kalanı da kafes arkasına kapatıyor.Bu zavallılar dört duvar arasında her an cellat bekleyerek yirmi-otuz-kırk yıl kalıyorlar.Sonra bir gece kapı açılıyor, içeri bir takım adamlar giriyor, kendisini boğmaya geldiklerini zanneden zavallı adamı kolundan tutup çıkarıyor ve tahta oturtuyorlar.İdam mahkûmu adam, bir anda üç kıtaya yayılmış toprakların, zenginliğin ve insanların sahibi oluyor.Üstüne üstlük bir de Halife. Kendi deyimleriyle “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi”.İstediğini öldür, istediğini as kes. Ne yaparsan yap!Bu çıldırmış adamdan ne kadar padişahlık beklerseniz, o kadar yapabiliyor işte.Ne Fatih kafes arkasında kaldı, ne Yavuz, ne Kanuni Süleyman.Ama İbrahim kafes arkasında çıldırdı.93 gün padişahlık yapabilen ve hasta olduğu gerekçesiyle tahttan indirilen V. Murat tam 40 yılını kafes arkasında geçirmişti.Dile kolay kırk yıl.Osmanlı İmparatorluğu bu yöntemle Rus ruleti yerine bir “Osmanlı ruleti” oynuyordu.Çünkü padişah öldüğü zaman elde kalan ve tahta çıkacak şehzadenin akıl sağlığını bilmeye imkân yoktu.Daha doğrusu, bazen mecburiyetten, bile bile bir deli tahta geçiriliyordu.Osmanlı kötü yöneticiler elinde battı.Cumhuriyet, hayatta kendilerini kanıtlamış parlak insanlar tarafından daha sağlam temeller üzerine kuruldu ama bir süre sonra eski hastalığımız tekrarlamaya başladı.Bu sefer “demokrasi” oyunu içinde, halkın gözünü en iyi kim boyuyorsa onu başa getirmeye başladık.Halimiz ortada.Bir ülke kendisine iyi yöneticiler seçmeyi başaramazsa, rüzgârın önünde sürüklenir gider.
