Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Paris UNESCO merkezinde, Genel Direktör Federico Mayor’la görüştüm. Diğer projelerin yanısıra, Türkiye ile Yunanistan arasındaki krizi de gündeme getirdik.
Uzun bir konuşma sonunda Mayor, bu konuyu UNESCO’nun “barış kültürü” programı kapsamına almayı kabul etti ve kendi başkanlığında Paris’te toplanacak bir Türk – Yunan konferansı için beni ve iki yardımcısını görevlendirdi.
Bu karara göre Türkiye‘den ve Yunanistan‘dan çeşitli kesimleri temsil eden beşer kişi ile Fransız ve İngiliz uzmanlar toplantıya katılacak.
Basının da izleyebileceği bu konferansın akşamında Theodorakis ile birlikte UNESCO’nun büyük salonunda ortak bir konser vereceğiz.
Böylece iki ülke arasındaki barış girişimleri uluslararası plana taşınmış oluyor.
İki tarafın okul kitaplarından düşmanlık ifadelerinin çıkarılması gibi birçok önemli proje, bu konferansta ele alınacak.
YUNANİSTAN’LA DOST OLMAMIZ GEREKMİYOR!
Sanırım bu önemli konuya yeni bir yaklaşım oluşturmanın vakti geldi.
Çünkü iki ülkede de bazı kesimler dostluk girişimlerinin havada kaldığını, bir işe yaramadığını, hatta bıkkınlık verdiğini düşünüyorlar.
Bir bakıma haklı da olabilirler.
Gelin soruna “dostluk – düşmanlık” penceresinden bakmayıp, açıyı değiştirelim.
Bir Fransız atasözü “İnsan dostunu seçebilir ama komşusunu seçemez.” der.
Doğrudur.
Türkiye ile Yunanistan‘ın komşu oluşu ikisinin de iradesi dışında bir gerçekliktir.
Hiç kimsenin evini boşaltacağı da yok.
Ne Türkiye bu toprakları bırakıp gidecek ne de Yunanistan.
Dolayısıyla yüzyıllar boyu komşu olarak yaşamak, değişmez bir yazgı.
Bütün sorun, akıllı insanlar olarak, duygusal tepkilerden, iki tarafı da yaralayacak öfkelerden ve komplekslerden kurtulup, bir arada var olabilmenin şartlarını yaratmak.
Bu o kadar da zor bir iş değil.
***
Almanya ile Fransa birbirine aşk ilan etmiyor.
Dostluktan falan da söz ettikleri yok.
Bunun yerine akılcı temellere dayalı müzakereler yoluyla, ortak çıkarlarını gözetip, komşu olarak nasıl daha iyi yaşayabileceklerini, halklarını nasıl daha mutlu ve zengin kılabileceklerini araştırıyorlar.
Bu yüzden dilerseniz Türkiye de Yunanistan da karşılıklı olarak “dostluk” aramaktan vazgeçsin.
Birarada yaşamanın akılcı çözümlerini arasın.
Ne de olsa dostluklar kişiler arasında gerçekleşiyor, dev- letler arasında değil.
Not: Bildiğiniz gibi bu köşede, Türkiye – Yunanistan barışına imza atan isimleri yayınlamaya başlamıştık. Ne var ki isimler çok arttı ve bu köşenin günlerce sadece liste yayınlaması gibi bir tehlikeyi doğurdu. Bazı okurlarımız buna razı olmadıklarını duyurdular. Bu yüzden yazılarımıza geri dönüyoruz. İmza veren sevgili dostlarımızın isim listesi her iki ülkenin basınına ve UNESCO’ya verildi. Türk basınında da duyurmanın başka bir yolunu arayacağız.
Bizi yalnız bırakmayan yürekli insanlara teşekkür ediyoruz.
