Genellikle halk deyip geçtiğimiz kitle, homojen bir bütün değil. İçinde bin bir benzemez unsur barındırıyor.Bazı ülkelerde “halk” kavramını yerli yerine oturtacak bir “ortak duygu ve akıldan söz edilebilir. Ama Türkiye’de böyle bir bütünlük yok.Bizi halk yapan temel taşların her biri teker teker söküldü.Bir zamanlar Yunus Emre ve Karacaoğlan şiirlerini ezbere bilen, yüzlerce yıllık halk türküleriyle dertlenen ve coşan bir halk yaşıyordu bu topraklarda.Ama hepimizin gördüğü gibi, kente göçün yarattığı dalgalar bu insanları bütün değerler sisteminden kopardı.Hayatta değer olarak bildikleri ve atalarından kendilerine miras kalan ne kadar moral ve estetik kural varsa çözüldü.Ne köylü ne kentli kırk milyona yakın yurttaşımız, amansız bir yarışa giren televizyonların da etkisiyle neredeyse insanlıktan çıktı.Çünkü bu ülkenin yöneticileri sosyal dokuyu, yüzyıllara dayanan kültür oluşumlarını, insanların onur ve kimliklerini hiç dikkate almadılar. Halkın üzerinde hoyrat, kaba ve zalim bir oyun oynandı.Hiçbir sosyolojik analize dayanmayan emirlerle büyük kitleler yerlerinden edildi, plansız programsız kentlere doluşturuldu.Bu insanlar aşağılandılar, hor görüldüler, boşlukta sallandılar.Amerika’daki Vahşi Batı’ya göç günleri gibi kazmayı küreği kapan yırtıcı bir “hayatta kalma” mücadelesi vermeye başladı.Büyük kentlerde tutunup, gelecek kuşaklarına bir olanak sağlamak için hiçbir insanoğlunun razı olamayacağı onursuzluklara, zulümlere katlandı. Ve doğal olarak bu insanlar üzerine politik hesaplar yapılmaya başlandı.Boşluğa düşmüş kitlelere kimi din ve tarikat elini uzattı, kimi milliyetçilik.Sonunda tarihsel dengeleri bozulmuş, geleneklerinden ve değerler sisteminden kopmuş ama hiçbir çağdaş yapılanmaya da kavuşamamış kitleler yaratıldı.Türkiye elbette sadece bu insanlardan ibaret değil.Değerlerini koruyan, televolelere, tarikatlara ve çağdışı milliyetçilik akımlarına teslim olmamış milyonlarca aklı başında insan da var.Ama ne yazık ki sesleri kısılmış. Bir araya gelemiyorlar, örgütlenemiyorlar.Daha büyük ihtiraslara sahip ve daha azgın olanların sesi çok yüksek çıkıyor.Elbette bu iş böyle sonuna kadar gitmeyecek.Elbette “değerlerini yitirmemiş” insanların da sesinin duyulacağı günler gelecek.Ama ne yazık ki insan ömrü, bu toplumsal değişimleri kavramak ve görmek için çok kısa.Önümüzdeki yıllarda bu “mahşer” ortamının daha da geliştiğini göreceğiz.Bunların siyasetteki yansımaları ise sadece birer gösterge.Dert daha derinlerde.
