Eğer dün, Strasbourg’taki Avrupa Konseyi’nde büyük bir mücadele verilmeseydi, bu hafta Türkiye’nin AB üyeliği ideali büyük bir darbe yiyecekti. Tehlike tamamen giderilemedi ama büyük gayretler sonunda hazirana ertelendi. Olay şu: Bildiğiniz gibi Türkiye, Avrupa Konseyi denetim sürecinde. Aralık ayında müzakerelerin başlayabilmesi için bu denetim sürecinden alnının akıyla çıkıp (post-monitoring) yani denetim sonrası döneme girmesi gerekiyor. Bu konuda mart başında Paris’te yapılan komisyon toplantısında Rum üye dışındaki herkes Türkiye’de denetimin sona ermesi yönünde oy kullandı. Bütün gazeteler bunu büyük bir coşkuyla duyurdu. Nisan sonundaki Konsey toplantısında bu kararın oylanacağına ve denetimden çıkacağımıza kesin gözüyle bakılıyordu. Ama Strasbourg’a gelince bambaşka bir havayla karşılaştık. “Zana davası”nda alınan karar Avrupa’yla ilişkilerimizi zehirlemişti ve denetimden çıkışımızı reddetme yönünde bir irade oluşuyordu. Pazartesi sabahı konseydeki Sosyalist Grup toplantı salonuna doğru yürürken iki Türkiye raportörünün koridorda oturmuş, kaygılı bir tavırla tartıştıklarını gördüm. Biraz hal hatır sorup konuştuktan sonra raportör Delvaux ‘Türkiye için üzgünüm. Çünkü Konsey’deki eğilim reddetmeye doğru gidiyor” dedi. Gerçekten üzgün görünüyordu. Daha sonra toplantıya geldi. Bizlere yaklaşarak, Türkiye’ye yardım etmek için bulduktan formülü açıkladı. Türkiye tartışması haziran oturumuna ertelenirse, reddedilme tehlikesi de ortadan kalkar ve belki hazirana kadar Türkiye bir çözüm üretirdi. Bize de uygun geldi bu formül. Bunun üzerine Delvaux grupta bir konuşma yaptı ve Türkiye’nin iki yıldır yürüttüğü demokratikleşme çabalarına rağmen geçen hafta Ankara’daki mahkemenin Leyla Zana ve arkadaşları için verdiği kararın bu süreci engellediğini” belirtti. “Buradaki Türk arkadaşlar Mayıs ayında DGM’leri kaldıran bir Anayasa değişikliğinin meclise sunulacağını söylüyorlar” diyerek bu yüzden tartışmanın haziran birleşimine bırakılmasını istedi. Öğleden sonraki meclis oturumunda bu istek oylanarak kabul edildi. Böylece Türkiye büyük bir tehlikenin eşiğinden döndü. Pazar günü burada yaptığımız toplantıda, CHP’nin infaz yasasındaki değişiklik önerisini de gündeme getirdik. AKP Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan, bu öneriyi hemen gündeme aldıracaklarını ve olumlu oy vereceklerini belirtti. Bir anda herkes heyecanlandı. Çünkü CHP salı günü bu öneriyi yapar, AKP desteklerse Zana ve arkadaşları bu hafta bile serbest kalabilirlerdi. Biz de durumu konseydeki ilgililere bildirerek, Türkiye’nin denetimden kurtulmasını sağlayabilirdik. Resmi temaslara başlamadan önce durumu bir kez daha tahkik etmek için CHP yönetimini aradık ve böyle bir girişim yapılmayacağını öğrendik. Türk basınında sözü edilen, bugünkü Le Monde’a bile yansıyan girişim, yönetim tarafından uygun görülmemiş. Durum Strasbourg’tan çok net görünüyor. Dün burada ucundan döndük ama hazirana kadar Leyla Zana ve arkadaşları konusunda bir çözüm bulunmaz ise, Türkiye AB hayallerine büyük ölçüde veda edebilir. Bu bir abartma değil, gerçeğin tam ifadesi. Zaten bugünkü Le Monde’un karikatürlü manşetini görenler de bu durumu kolayca anlayabilir. Zana davası AB ile Türkiye arasında alarm zilleri çaldıracak kadar önemli. Bakalım ne olacak!