Geçen hafta basın, CHP'nin kendi içinde kavga ettiğini, iç barışın kurulamadığını anlatan yüzlerce yazıyla doluydu.
Yazarlar haklı olarak bu partinin bitmek tükenmek bilmeyen iç kavgalarının halkı bıktırdığını belirtiyorlardı.
Haklıydılar ama ne yazık ki bu durum sadece CHP'ye özgü değil.
Türkiye'nin her kesimi kendi içinde kavga ediyor.
İsterseniz son haftaların birkaç gelişmesini şöyle alt alta sıralayım:

★★★

İtalya'da bir maç yapılıyor. Sahada iki Türk var: Biri hakem, öteki antrenör.
Bu iki Türk birbirine giriyor ve en ağır sövgülerle saldırıyorlar.
Aynı ülkenin yurttaşları olarak dayanışma içine gireceklerine bir-birlerini yiyorlar.

★★★

Sydney olimpiyat kafilesinde gürültü bitmiyor. Sanki oraya, diğer ülkelerin sporcularıyla yarışmaya değil, birbirlerini baltala-maya gönderilmişler.
Minderde güreşen sporcuya ar-kadaşı "Sen güreşten ne anlar-sın!" diye bağırıyor. Olimpiyat kafi-lesinde en çok duyulan şey küfür.

★★★

Meclis açılışı yapılıyor. Siyasi partiler arasındaki gerginliği bir kenara bırakın: Cumhurbaşka-nı'yla Hükümet üyeleri birbirlerini selamlamıyor bile.
Köşkle Hükümet arasında ipler geriliyor, her gün yeni bir kriz doğ-ması kaygısı yaşanıyor.

★★★

Maçlardan sonra taraftarlar, dö-ner bıçaklarıyla kozlarını pay-laşmakta.
Bu ülkenin ayrı ayrı futbol ta-kımlarını destekleyen insanlar nere-deyse birbirlerinin kanına ekmek doğrayacaklar.

★★★

Bu örnekleri istediğiniz kadar arttırabiliriz ama isterseniz ge-nel bir bakış açısı oluşturalım:
Türkiye kendi içinde kavga ediyor.
Etnik, dini ve milliyetçi kutup-laşmanın zaten üçe ayırdığı ülke, kendi içinde her birimde, her ölçek-te kavga ediyor ve ne yazık ki bir süre sonra bu ortam olağanlaşıyor. Sanki dünya, böyle bir kavga orta-mıdır sanılıyor.
İşyerinde kavga, evde kavga, kadın erkek arasında kavga, genç-lerle aileleri arasında kavga, basın-da kavga, bankalar arasında kavga, sporda kavga, spor yazarları arasın-da kavga...
Uzatın uzatabildiğiniz kadar.

★★★

Çünkü biz rekabetle kavgayı bir-birinden ayıramıyoruz.
Bilinçaltımızda Ortadoğu aşiret güvensizliğinin tortuları var: Rakibi yok etmek güdüsü her davranışımı-za siniyor.
Ne yazık ki toplumdaki çarkların dönüşünü kolaylaştıran ve adına "hümanizm" denilen yumuşatıcı, rahatlatıcı maddeyi keşfedemedik.
Her şey çok sert yapılıyor bu topraklarda: Siyaset de, ticaret de, sanat da!

★★★

Bu yüzden, CHP'deki kavgalar-dan yakınan arkadaşlarıma hak vermekle birlikte diyorum ki:
Belki CHP çaba göstererek bu sorunlarını aşabilir ama Türki-ye iç kavgasını nasıl bitirecek?
Esas sorun bu!

Özür: Pazar yazısında 21. yüz-yıl ile 2000 yılı dalgınlıkla karıştırı-lıp, 2001 olarak yazılmış. Düzeltir, özür dilerim.