Türkiye'nin sermaye birikimi yok!
Yarı zengin bir ülke değiliz.
Uluslararası markalarımız da yok, pet-rolümüz de.
Dünyanın her köşesinden para akmıyor.
Sosyal ve ekonomik göstergelere bakarsa-nız, çoktan hapı yutmuş olmanız gerekmekte.
Gelir dağılımı aşırı derecede bozuk; asgari
ücret orta halli bir lokantadaki akşam yemeği-ni bile karşılamaktan aciz.
İşsizler ordusu çığ gibi büyüyor.
Kısacası iç karartıcı bir tablo.
Üstüne üstlük, ülke iyi yönetilmiyor, politi-kada herkes birbirinin kuyusunu kazmakla
meşgul.
Ama bütün bunlara rağmen Türkiye çök-müyor; sosyal patlamalara ve kargaşaya sü-rüklenmiyor.
Acaba bu işin sırrı ne?
Bizi Arjantin'den daha dayanıklı kılan
nedir?

★★★

Bu sorunun cevabı halkın yaşam coşku-sunda gizli.
İnsanlar daha iyi yaşamak, daha mutlu ol-mak istiyor ama azla yetinme, küçücük şey-lerle mutlu olma konusunda da inanılmaz bir
dayanıklılığa sahip.
En dertli insan bile hüzne değil neşeye dö-nük!
Umutlu olmaya ve dünyaya iyimser bak-maya çalışıyor.
Evini sel basmış kadın, yarı beline kadar
sular içindeyken "Ne yapalım. Mala gelsin
de cana gelmesin!" diye gülümsüyor.
İşsiz kalmış adam "İnşallah iyi olur di-yor".
Pazarda dolaşırken mikrofon uzatılan ka-dın "Paramız yetmiyor. Meyve alamıyo-ruz ama buna da şükür" diye aydınlık bir
selam yolluyor izleyiciye.
Bu halkı Orta ve Kuzey Avrupa'nın kas-vete, bunalıma, intihara dönük insanlarıyla
karşılaştırdığımızda ortaya pırıl pırıl bir gele-cek umudu ve yaşama sevinci çıkıyor.
İşte Türkiye'nin en büyük hazinesi ve gü-vencesi bu.
Eğer bunca sıkıntıya, haksızlığa ve yolsuz-luğa rağmen hâlâ çökmediysek, bunu halkın
özverili direncine borçluyuz.
Kıymetini bilelim!