SABAH-GALUP kamuoyu araştırmasını okudunuz mu? ANAP oylarını gene yükseltiyormuş. SHP’yi izler hale gelmiş. Kamuoyu araştırmalarının önemi son yıllarda çok arttı. Hepimizin toplumumuzu , eğilimlerimizi tanımak, öğrenmek istiyoruz. Tabi bir de hangi partinin önde olduğunu ve bizi kimin yöneteceğini.. Aslında, önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi kimin yöneteceği ile kimin yönetmesi gerektiği iki ayrı konu gibi görünüyor. Zaman zaman toplumun genel amaçlarından ve temel yönelimlerinden sapmalar görülse bile, her şey yerli yerine oturuyor ve Türk toplumu kendi uzun vadeli amaçlarına uygun kadrolara yönetim şansı veriyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi yönetecek olan hareket, ülkeyi 21. yüzyıla, modern iletişim çağına taşıyacak olan harekettir. Türkiye modern dünya ile bağlarını koparıp, yeni kavramlara ve gelişmelere kapalı, duyarsız bir toplum olarak yaşayamaz. Ne tarihi, ne birikimi, ne de vardığı nokta izin verir buna. Türk toplumunu, çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak ve modern dünya karamlarıyla bütünleştirecek olan parti, 90’ların partisi olacaktır. Bütün yerleşik inanç ve dogmaların bir depremle sarsılmakta olduğu günümüzde, ideolojiler her şeyi yeniden gözden geçiriyor, yeni oluşumları yeni bir terminolojiyle kavramaya çalışıyor. Bu hem sağ, hem de sol için geçerli. Türkiye’de sağ da, sol da süreceğine göre, iki temel yönelimi sürükleyecek lider partiler hangileri olacak? 80’li yılların Türkiye’sinde ANAP, sağda modernleşme mesajları verdiği için iktidar oldu. Kendinden önceki sağ partilerin habersiz olduğu mesajlardı bunlar. Gümrük duvarlarının yıkılması, vitrinlerdeki yabancı ürünler, Türk lirasının konvertibilitesi, link hatlarıyla yapılan basın toplantısı, mayoyla resim çektirme, şortla teftiş gibi değişiklikler, kamuoyuna, modern dünyaya uzanan bir çizgi imajı verdi. Ama bu modern dünya oluşturan ögeler içinde, insan haklarına saygı, toplumda adalet duygusu sağlamak, demokrasinin yazılı olmayan ruhuna uygun davranma ve laiklik gibi temel koşullar da vardı. Çoğu zaman göz ardı edilen bu ilklerin eksikliği, ANAP’ın toplumla ve elitle bütünleşmesini engelledi ve krize götürdü. Sağ kendi içinde bu mücadeleyi sürdürecek ve Türk sağını modernleştirecek olan hareket ya da grup hangisiyse, temsilci olarak o belirecek. Ya sol? Bütün dünya solu, kendini gözden geçirir, yeni stratejiler belirlerken, Türk solunun bunlara kapalı kalması ve bütün dünyayı hain ilan edip, kendi kavramlarına bağnazca sarılarak yaşayabilmesi mümkün mü? Toplumdaki tabuların yıkılması misyonunu taşıyan sol, kendi tabularını gözden geçirme gereğini de duyuyor. Lenin- Rosa Luxembourg, Kautsky tartışmasının yeniden incelediği serikanlı bir düşünce dünyasına, sloganlar atarak giremeyeceğiniz kesin. Geçenlerde bir derginin ilanında gözüme ilişen başlıkta olduğu gibi, “Dünya Proletaryasının öncülüğü Türkiye işçi sınıfına geçmiştir” demek, Türk solunu dünyada nereye yerleştirecek? Marksist teoride, altyapının ve teknolojik gelişmenin, üst yapıda değişikliklere yol açacağı kuralı yok mudur? İşte, yeni bir teknolojik dönem ve onun yeni düşünce biçimleri. Bütün bu gelişmelerden “sol bitiyor” gibi vulger bir sonuç çıkarılması da doğru değil. Sol kendi içinde çağdaşlaşarak, belki daha da güçlenerek devam ediyor. Doğaldır ki 21. yüzyılın sol anlayışı, geçmiştekinden değişik olacaktır. Nasıl sanayi devrimi, yeni modeller yarattıysa, iletişim ve mikroteknoloji çağı da kendi kavramlarını birlikte getiriyor. Sanayi devrimini yaşamamış ve bu düşünceleri ithal ederek öğrenmiş olan Türk solunun, Gorbaçov’u ve yeni Marksist düşünürleri yargılaması pek haklı bir davranış sayılmaz. Türk solunu, yeni ve modern bir sol anlayışa taşımak tarihsel bir misyondur. Bu misyonu SHP başarabilir mi? Kendi tabanını, yenilikçi Avrupa solunun kavramlarıyla bütünleştirmek için teorik bir temel hazırlayabilir mi? Türk halkının çoğunluğu ve parti tabanı, yeni sol mesajları algılayacaktır kanısındayım. Ve SHP’nin toplumda yaratacağı fırtınanın dinamiği de budur. Türk toplumu hızla değişiyor ve köylülükten çıkıyor. Köylü değerlerini terketme çabası içinde. Kendi dışındaki modern dünyaya susamışlığı var. Renkli televizyon almaya çalışıyor, televizyonda en çok, dış olayları konu edinen 32.Gün’ü izliyor, Almanya’daki Türkler oran olarak Almanlardan daha fazla video sahibi oluyor, telsizler, uydular ve her türlü iletişim oyuncağı ile oynamaktan büyük bir keyif alıyor. Bu insanlara verilecek çağdaş, laik, renkli, insan haklarına saygılı , uyumlu, öfkeye dayanmayan, barışa ve dostluğa yönelik, gelir dağılımında adaletçi, yeniliklere açık bir sol parti imajı çok etkili olacaktır kanısındayım. Bence, 90’lı yıllarda iktidar, Türk solunu modernleştirecek olan parti ile Türk sağını modernleştirecek olan parti arasında belirlenecektir.