Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Böyle bir soruya hepimiz değişik cevaplar verebiliriz: Kimimiz diyebiliriz ki “Türklerin en büyük sorunu eğitimsizliktir.” Kimimiz bunu nüfus artışı, kimimiz bozuk ekonomi, kimimiz gelir dağılımındaki adaletsizlik ya da politik sistemdeki tıkanma olarak adlandırabiliriz.
Bana kalırsa bunların hiç birisi aşılmayacak temel sorunlar değil.
Türklerin derdi başka bir noktada.
***
Geçenlerde, otuz yıllık dostum Doğan Hızlan‘a rastladım.
Televizyondaki “Karalama Defteri” programını ve Hürriyet’teki güzel yazılarını sürekli izliyorum.
Dedim ki: “Karalama Defteri adlı bir program yaptığın halde insanları karalamayan ilginç bir kişiliğin var.”
Güldü; “Ben bunu yazarım ama!” dedi.
“Merak etme. Ben daha önce yazacağım.” dedim.
***
Gerçekten de bizim kültür dünyamızda Doğan Hızlan gibi, iç dünyasını, değer bilme ve çamur atmama üstüne kurmuş aydın sayısı çok fazla değildir.
Genellikle Türkler birbirini çekemezler.
Hangi çevrede olursa olsun; herhangi bir yeteneğiyle sivrilen kişiye karşı cephe almak, çok gelişmiş bir Türk refleksidir.
Başarı, tehlikeli bir noktadır.
Ortalama Türk insanı, bir arkadaşının başarısını, kendisine karşı yapılmış şahsi bir hakaret olarak algılar. Değerlendirme yöntemi, düşüncelere ve ilkelere göre değil, şahıslara göredir.
Bu kıskançlık öfkesinden nasibini almamış başarılı kişi hemen hemen yoktur.
Osmanlı döneminde kelleler götüren bu korkunç gelenek, Cumhuriyet devrinde Nazım Hikmet’ten Yaşar Kemal‘e, Çetin Altan‘a kadar bir çok yetenekli insanın saldırılara uğramasına neden olmuştur.
***
Politik dünyamız da kıskançlık prensibi üzerine kuruludur.
Koskoca ülkenin meseleleri gelip gelip, iki kişinin rekabetinde kilitlenir kalır.
Tarihte bunun bedelini çok ağır ödemişizdir.
Kısa ve tek bir örnek vermek için Şehzade Mustafa‘yı hatırlayalım.
Osmanlı tahtının bu parlak ve önemli varisi, Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa‘nın yalanları ve entrikaları yüzünden babası Kanuni Süleyman‘ın gözünden düşürülmüş Mustafa dilsizlere boğdurulmuştur.
Bu kıskançlık cinayeti sonunda da taht sarhoş Sarı Selim‘e kalmış; Avrupa’nın çok çekindiği ve büyük bir padişah olması beklenen Mustafa saf dışı bırakılmıştır.
Osmanlı tarihi böyle örneklerle doludur.
O tarihlerden beri kötünün iyiyi kovduğu bir negatif seleksiyon düzenini sürdürüp gidiyoruz.
***
Türk insanı, kendisine zarar verecek kadar kıskançtır.
“Allahım” der “benim iki gözümü kör et, yeter ki düşmanımın da tek gözü kör olsun!”
Bu yüzden bir uzlaşmalar rejimi olan demokrasiyi beceremiyoruz.
Manzaraya bakarak diyorum ki: “Türklerin en büyük sorunu kıskançlıktır.”
