Ne diyordu Nâzım: “Hoş geldin bebek / Yaşama sırası sende.” Sonra da ömrü boyunca o bebeğin başına gelebilecekleri sıralamaya başlıyor ve bir yerinde şu dizelere yer veriyordu: “Senin yolunu gözlüyor / uçak kazası / tren kazası / yer depremi / kuraklık filan.” Dün Isparta’daki uçak kazasında yitip gidenler de bu bebekler arasındaydı işte. Bir gün uçak kazasında öleceklerini bilmeden yaşadılar.
İngilizce’de bir kaza sonucu ölenlere; “öldürüldü” denilir. Doğal ölüm dışındaki her ölüm bir öldürülmedir aslında. Bu ayrım bizim dilimizde yoktur; kazada ölenlere “öldürüldü” demeyiz. Belki de sadece “kader” diye düşündüğümüz için.
Her insan öleceğini bilir ama idam mahkûmları dışında hiç kimse öldürüleceğini düşünmez. Oysa dünya tarihi boyunca milyarlarca insan doğal ölümle ölemedi: Kimi savaşlarda can verdi, kimi kazalarda, kimi cinayetlerde. Kimi bir darağacında veda etti hayata, kimi giyotinin altında. Ama hiçbiri, kendisi için böyle bir sonu öngörmedi. Belki de hep sordu kendi kendisine: “Acaba kaç yıl yaşarım, acaba kanser olur muyum, bir kalp krizi gelip götürür mü beni?” Ölümlü insanoğlunun doğal soruları bunlar. Hiç kimse acaba idam edilir miyim, vurulur muyum diye düşünmez. Ama insan gövdesi o kadar kırılgan ve ölüme o kadar yakın ki. Başınıza düşen bir kiremit bile, sanki hep dışarı fışkırmak için fırsat kollayan kanınızı boşaltabilir. Birkaç dakika soluksuz kalsanız işiniz biter; damarınızdaki ufak bir tıkanıklık ya da hızla yaklaşan bir araba sonunuzu getirebilir. Kısacası ölüme çok yakın yaşıyoruz; adeta burun buruna. Ama yapımız gereği bunu unutuyor ve gündelik hırslara, öfkelere, bencilliklere; parayla, mevkiiyle övünme saçmalıklarına kapılmaktan kendimizi alamıyoruz.
Bütün bunların saçma olduğunu ne zaman anlarız biliyor musunuz: Tarih okuduğumuz zaman. Mesela Valide Kösem Sultan boğularak öldürüldükten sonra, Kapalıçarşı’daki bir handa biriktirdiği samur kürklere, mücevherlere, kumaşlara ve dünyanın her köşesinden gelmiş çeşit çeşit değerli mala el konulmuş. Kimbilir Kösem Sultan bu servetiyle ne kadar gururlanıyor, aklına geldiği zaman ne kadar seviniyordu. Böyle elim kazaların acısı içerisinde insan bütün bunları, bu insanlık hallerini oturup kendi kendine düşünmeden edemiyor doğrusu…
Isparta’daki uçak kazasında yakınlarını yitirenlere, bu en güç günlerinde sabır diliyorum.
