Siz çocukluğunda topaç çevirenlerden misiniz bilmem ama böyle bilgisayar oyunlarının, televizyon dizilerinin, internet bağlantılarının olmadığı bir dönemde yetişen çocukların oyuncakları pek alçakgönüllüydü.Çelik çomak, telden araba, çember çevirmek, bilye ve topaç. Bunlar bize öyle büyük bir zevk verir, bizi öyle değişik dünyalara sürüklerdi ki anlatamam. Belki de o yokluk içinde, şimdiki çocuklardan daha çok zevk alıyorduk.Neyse; ben size bir topaç örneği vermek için böyle uzun bir giriş yaptım. Topaç çevirenler bilir ki kamçılaya kamçılaya döndürdüğünüz topaç en yüksek hıza kavuştuğu zaman hiç hareket etmiyormuş gibi görünür. Buna “topaç uyudu” denir.Hayatım boyunca toplumsal ve siyasal olayların da topaç ilkesine uygun geliştiğini gördüm. Olaylar en yüksek hızına ulaştığı zaman “uyuyormuş” gibi görünürler. Ortalığı bir sükûnet kaplar. Aynen bugün olduğu gibi.Türkiye kader yılı olan 2004 yılını geçiriyor, çevremiz ateş çemberi, üzerimizde bir sürü oyun oynanıyor. Önceki gün Mustafa Balbay’ın ortaya çıkardığı Amerikan planları dehşet senaryosu gibi.ABD Türkiye’yi Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar arasında bir üs olarak kullanmak niyetinde. On gün önce Brüksel, Türkiye’nin Afganistan’a asker göndereceği açıklamasını yaparken Başbakan bunu reddediyordu. Şimdi kabul ediyor.Yani Amerika’nın destekçisi olarak Afganistan cehennemine, Taliban’a, El Kaide’ye karşı çarpışmak üzere adım atmış bulunuyoruz. Hayırlı olsun.İş bununla bitse iyi. Irak cehhenemi de Türkiye’nin üstüne yıkılıyor. Bush ve Blair kendilerini kurtarmak için Birleşmiş Milletler’den bir karar çıkaracak ve oraya uluslararası güç göndererek kendileri çekilme planları yapacaklar. Türkiye bu oyunda da baş rolde.Hem bu sefer uluslararası meşruiyete uygun bir asker gönderme olacak bu. Eeee dünya böyle! Bir lokantaya gidip istediğinizi ısmarlarsınız ama sonunda hesabı getirip önünüze koyarlar.Amerika on yıldır desteklediği, yatırım yaptığı, iktidara getirdiği başbakanın önüne bir fatura sürecek tabii.Kıbrıs’ta bu kadar destek vermenin, ekonomiyi ayakta tutacak yardımların, borç ertelemelerin bir bedeli var elbette.Şimdi bedel ödeme zamanı yaklaşıyor. Ve Türkiye, tarihinin en büyük dönüşüm noktalarından birinde, uyuyan bir topaç gibi hareketsiz görünüyor.
