MİKİS Theodorakis'in ciğerlerinden kan geliyor.
Kolunu kıpırdatamayacak kadar bitkin.
Nefes alma güçlüğü çekiyor.
Ama buna rağmen gülüyor ve "üzülme" diyor. "Ben ölüme de hazırım. Hiç de korkmuyorum."
1946'da ağır bir tüberküloz geçirmiş.
Hastalık 1962'de tekrarladığında doktorlar onu zor kurtarmış ve üçüncü kez yinelerse tedavi edilemeyeceğini söylemişler.
Kan, bu yüzden hepimizi korkutuyor.

Theodorakis'i muayene eden Alman doktor heyeti, turneye devam edemeyeceğini ve hiçbir konsere çıkmaması gerektiğini bildiriyorlar.
Berlin'den sonra turneden ayrılmayı ve hastaneye yatmayı kabul ediyor ama Berlin konseri konusunda direniyor.
"Bu benim son konserim" diyor, "Ne pahasına olursa olsun bu konsere çıkacağım."

***

"Haus der kulturen der weltu" salonundayız. Anlamı; dünya kültürler evi.
Salon tamamen dolu. Seyircinin yüzde 80'i Alman.
Sahneye iki sandalye konulmuş.
Orkestranın önünde Mikis'le yanyana oturuyoruz.
Bir şarkı o söylüyor, bir şarkı ben.
Sırası gelen ayağa kalkıp, iki adım önümüzdeki mikrofona gidiyor.
Kalkarken güçlük çektiğini görüyorum ama bir kez izleyicinin karşısına geçti mi, ünlü Theodorakis hareketleri başlıyor.
İki metrelik gövdesi ve dağınık saçlarıyla orkestra yönetirken, bütün dünyada hayranlık uyandıran görüntü bu.
Theodorakis o kadar iri yarı ki Yaşar Kemal bile onunla tanıştığı zaman "Başkalarının benim yanımda ne hissettiğini şimdi anlıyorum" demişti.

***

Melodiler arka arkaya sıralanıyor.
Alman, Türk ve Yunanlılardan oluşan müthiş orkestra, dinleyicilere Anadolu, Ege, Trakya rüzgârlarını taşımakta.
Zeybeklerden Zorba müziğine, Karlı Kayın Ormanı'ndan ünlü Theodorakis ezgilerine uzanıyorlar.
Halil Karaduman'ın kanun soloları salonu çıldırtıyor.
Derken, dünyanın en iyi korolarından biri olan "Alman Opera Korosu" da katılıyor bizlere.
Görkemli koro "Ey Özgürlük" diye haykırıyor.
Mikis'in Nazım Hikmet'in şiirlerinden yaptığı yeni besteleri birlikte seslendiriyoruz.
O, "Karanlıkta Kar Yağıyor" şiirinden yaptığı şarkıyı Yunanca söylüyor, ben ise şiirin orijinal halini, güzelim Türkçesini okuyorum.
Sonra birlikte "Kerem"i söylüyoruz.

***

Herkesin bildiği gibi Theodorakis şarkıcı değil, besteci.
Hem de yapıtları, Shirley Basey'den ünlü opera tenorlarına kadar herkes tarafından söylenmiş olan bir besteci.
Şarkı söylemeye uygun bir sesi de yok.
Ama son yıllarda şarkılarını söylemek için ısrar ediyor. Aslına bakarsanız, ben bestecilerin şarkı söylemesinde ayrı bir tat bulurum.

***

Konserden sonra Mikis, "bu turneyi iptal etmeyin" diyor. "Maria ile devam edin. Misyon sürmeli."
Ve ertesi sabah Atina'ya götürülüp hastaneye yatırılıyor.
Ben de Alman televizyonlarının canlı yayınlarına katılıp durumu anlatıyor ve Paris'e geçiyorum.
Bir yandan, Atina'dan gelecek olan Maria'yı bekleyip, bir yandan da bu yazıyı yazıyorum.