Önce kentler yağmalandı.Sonra madenler, akarsular, göller, göletler gitti.Derken sıra bankalara geldi.Bankalarla birlikte devlet kurumlan da soyuldu.Daha sonra haram lokma yenmemiş ne otoyol projesi kaldı, ne santral, ne baraj, ne tünel.Hepsinde hırsızlık yapıldı.Yağmacılık Türkiye’nin belini büktü. Bizi IMF karşısında boynu bükük duruma düşürdü; yedi bucak dört köşeye el açar duruma geldik.Ama doymadılar, doymadılar, doymadılar.Şimdi elde kalan orman arazileriyle, sit alanlarımız da gidiyor.Kelebekler Vadisi gidiyor, Ölüdeniz gidiyor, Köyceğiz gidiyor, Fethiye gidiyor.Niçin?Kaynak gelecekmiş.Peki bu kaynak nereye gidecek?İç borç faizinin ödenmesine.Yani yirmi yıldır Türkiye’nin kanını emen faizcileri daha da semirtmek için, sit alanlarımız elden çıkarılıyor.İnanın; Osmanlı en kötü zamanında bile bunu yapmadı.Ülkenin zenginliklerini, borçlu olduğu Galata bankerlerine peşkeş çekmedi.Siz he hakla yapıyorsunuz?O ormanlarda, kıyılarda, sit alanlarında sadece bizim değil, gelecek kuşakların da hakları var.Türkiye yıllardır çeşitli korkularla yaşadı:Önce solculardan korktular, sonra Kürtlerden, daha sonra da dincilerden.Bu arada kimse yağmacılığı, talancılığı, sahtekârlığı tehlike olarak görmedi.Oysa esas tehlike buradaydı.Gizli bir iltihap gibi yayılan ve iliğimize kemiğimize işleyen sahtekârlık önce kentlerimizi aldı elimizden. Dünya kültür mirası şehirlerimizi yangın yerine çevirdi.Ucube apartmanlar ve üstlerine dikilmiş iğreti minareler, Koca Sinan’dan ve onun büyük eserlerinden utanmadan İstanbul’da boy gösterir oldular.Sonra buralarda gelişen kültür, insan ilişkileri, müzik ve siyaset, çoğala çoğala Türkiye’yi ele geçirdi.Bu ne dindir, ne yerlilik, ne ideoloji, ne ezilmişlik, ne sınıf mücadelesi.Bu düpedüz yağmadır.Simdi ormanlara ve sit alanlarına ek olarak vakıf arazilerini işgal edenlere de af geliyor.Yarın Süleymaniye’nin avlusuna kaçak bina dikilse, o bile hoş görülecek.Çünkü temelde yağma anlayışı var. Meclis’te muhalefet partisi bunlan durdurmak için var gücüyle mücadele veriyor ama sayısal gücü yetmiyor.Kamuoyunun büyük desteğine ihtiyaç var.Ama ben kuşkuluyum!Bu ülkede kamuoyu var mı acaba?Kentinin, tarihinin, kültürünün yok edilmesine ve yaşam alanının giderek daralmasına karşı çıkacak bilinçli yurttaşlar var mı?Emin olun bilemiyorum.Öyle bir ölü toprağı serpilmiş ki insanların üzerine, artık hiçbir şey bilemiyorum.Çünkü artık Türkiye Çumhuriyeti’nde kaçak yapı yasal yapıya, cehalet kültüre, kabalık nezakete, sahtekârlık dürüstlüğe galip geliyor.
