ÜN İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, bir adalet dağıtma yerinden çok, tekel bayiine benzeyen beyaz badanalı çirkin duruşma salonunun önünde birçok tanıdığa rastladım.
Tarık Akan, Ataol Behramoğlu, Berhan Şimşek, Şanar Yurdatapan, Adalet Ağaoğlu, Sezer Duru, Zeki Ökten gibi dostları seçebildim kalabalık arasında.
İsveç Başkonsolosu Kai Falkman, Fransız Liberation Gazetesi Kültür Müdürü Antoine de Gaudeman, İngiliz Guardian gazetesinden Jonathan Rugman da oradaydı ve herkes Yaşar Kemal duruşmasının sonucunu almak için bekliyordu.
Derken Yaşar Kemal, tahta parmaklıklı sanık bölümünde yerini aldı ve karar yüzüne karşı okundu: Beraat etmişti.
Bir alkış koptu salonda.
Sonra bütün dostlar Yaşar Kemal'i tebrik etti ve siyim siyim inen yağmurun altında, pardesülerinin yakalarını kapatarak yürüyüp gittiler. Türkiye'nin sanatçıları bir arkadaşlarının duruşmasından, bir başka arkadaşlarının, genç yaşta ölen sevgili Aziz Çalışlar'ın cenazesine gidiyorlardı.
Her zamanki gibi "sessiz ve sitemsiz" halleriyle...
***
YAŞAR Kemal davası, Der Spiegel dergisinde yayınlanan bir yazıyla başlamıştı.
Almanca, Spiegel ayna demektir.
Gerçekten de bu yayın Türkiye'nin yüzüne bir ayna tuttu ve kimin ne olduğu ortaya çıkardı.
Derginin yayınlandığı hafta Yaşar Kemal neredeyse linç edilecekti.
Bir yazarın görüşlerini açıklamasına tahammülü olmayan toplum kesimleri ve basının bir bölümü, Yaşar Kemal'i aforoz etmek için ellerinden geleni yaptılar ama başaramadılar.
Çünkü Yaşar Kemal'in "muktesebatı" vardı. Bir halkın yüreğine kök salmış kitapları ve mücadeleci kişiliği onun kalkanı olmuştu.
***
DÜN sabah duruşma salonuna giderken, bir yandan da Mesut Yılmaz'ın görüşlerini okuyordum. Mesut Yılmaz, Güneydoğu konusunda Yaşar Kemal'in fikirlerine katıldığını belirtiyordu.
Bu durumda Yılmaz da "suç sayılan bir fiili övme" suçunu işliyordu.
Eğer Yaşar Kemal beraat etmeseydi, savcılar Mesut Yılmaz'ı da sorgulamak durumundaydılar.
Sakıp Sabancı'dan sonra Mesut Yılmaz'ı da soruşturma kapsamına almak yakışırdı doğrusu.
***
YAŞAR Kemal aklandı. İyi ama ne zaman karalanmamıştı ki!
Bu konuda aklanan Türkiye Cumhuriyeti olacak.
Ne var ki sadece Yaşar Kemal'in beraat etmesi yetmez. Bu devlet bütün düşünce suçlularını serbest bıraktığı ve faili meçhul cinayetlerin katillerini bulduğu gün, saygın bir devlet olma yolunda adımlar atmaya başlayabilir.
