P ERŞEMBE...
New York
Coco Pazzo adlı ünlü İtalyan lokantasında Sylvester Stallone yemek yiyor. Hani şu bütün dünyanın Rambo olarak bildiği aktör.
Garsona nadide şaraplardan birini ısmarlıyor. Şişenin fiyatı 1200 dolar: yaklaşık 120 milyon lira.
Garson şişeyi özenle açıyor ve tadına bakması için kadehin dibine bir miktar boşaltarak Rambo'ya sunuyor.
Aktör şarabın tadına bakıyor, bir süre düşünüyor ve sonra yüzünü buruşturarak, "Mantar tadı var." diyor. "Götürün bunu!"
Garson alı al moru mor, şişeyi geri götürüyor ve başka bir tarihi şarap açılarak aktöre sunuluyor: Stallone, bu şarabı da tadıyor ve yüzünü buruşturarak beğenmediğini açıklıyor. O şarap da çöpe gidiyor.
Rambo üçüncü pahalı şarabı da beğenmiyor ve listeden ucuz bir şarap seçerek "Siz en iyisi bana şunu getirin." diyor.
Ve tahmin ettiğiniz gibi bu şarabı beğeniyor.
Lokantanın yaklaşık üç bin doları da böylece çöpe gidiyor.
Ama o bir aktör.
Bir Rambo!
Her yaptığına göz yumuluyor.

YAŞAR KEMAL
Aynı saatlerde Şanar Yurdatapan gözaltına alınıyor.
Daha sonra Yargıtay, Yaşar Kemal'in cezasını tasdik ediyor.
Yaşar Kemal, Stallone ile birlikte anılamayacak kadar büyük ve derin bir sanatçı
Ne var ki Yaşar Kemal, Rambo olmayı değil, Rambo'lara karşı mücadele etmeyi seçmiş.
Bunun için mahkum oluyor.
Stallone Amerika'da Ramboluk yaptığı için ünlü ve küstah, Yaşar Kemal ise Türkiye'de Ramboluğa karşı çıktığı için mahkum!
Biri New York'un pahalı lokantasında gösteri yapıyor.
Öteki yetmişinden sonra aralanan cezaevi kapısına gözünü kırpmadan bakıyor. "Gerekirse içeride ölürüm." diyor.
Çünkü biri Rambo!
Öteki, ömrünü Rambolara karşı mücadeleye adamış.

SANIYORUM son kararlar ve tutuklamalarla, Türkiye'deki egemen sistemin boyu bir karış daha uzadı.
Yıllardanberi şairiyle, romancısıyla, müzisyeniyle, ressamıyla uğraşan, bu insanları tutuklayıp hapsetmeyi marifet sayan Türkiye'nin dünyadaki saygınlığı bir kat daha arttı.
"Aman" diyecek herkes, "Ne kararlı devlet! Ne şiddetli adalet! Vallahi bu Türklerden korkulur. Onun için teslim bayrağını çekelim. Türkler ne derse kabul edelim!"
Hafız Esat'ın, Saddam Hüseyin'in, Rafsancani'nin bu karardan sonra tirtir titrediğinden eminim.
Müjdeler olsun, artık her şey değişecek.
Yaşar Kemal'i mahkum eden devletin pasaportu daha saygın olacak. Sınır kapılarında vebalı muamelesi görmeyecek.
Yaşar Kemal'i hapsetmeye karar veren, Şanar'ı tutuklayan, Ertuğrul Kürkçü, Ayşe Zarakolu, Ahmet Altan, Işık Yurtçu, İsmail Beşikçi ve daha yüzlerce basın, sanat ve bilim adamını zindanda çürütmeye niyetlenen devletin parası, mesela İngiliz sterlininin 150 binde biri olmayacak.
Yaşar Kemal'e zulmeden ülkenin şehirleri kokmayacak, suları zehirli akmayacak, yolları delik deşik olmayacak ve böyle muzaffer bir ülkenin başbakanı her gittiği yerde, başı yerde bir evlatlık gibi azarlanmayacak!
Ne kahraman bir devletimiz var!
Şairine, edibine, yazarına gücü ne güzel yetiyor.
Bravo vallahi!
Her Türk vatandaşı böyle güçlü bir devlete sahip olmakla onurlanmalı.
İnanmıyorsanız dünyaya bakın!
Böyle kahraman bir devlet nerede görülmüş?