YAŞAR Kemal'le görüşemediğimiz günlerde mutlaka telefonla konuşuruz.
Bu telefon konuşmaları şakalara, fıkralara, karşılıklı takılmalara doludur.
Yalnız bir yılı aşkın süredir Yaşar Kemal'in sesi kaygılı geliyor: "İster telefonda, ister buluştuğumuz zaman hep kaygılarını, korkularını dile getiriyor."
Yönetimin yanlış politikalarını sıralayarak, "Yahu" diyor: "Bunlar memleketi bölünmeye götürüyorlar!"
Benim birkaç kez yazdığım; "Böyle devam ederseniz bölgeye mavi bereliler gelir!" yazısını anımsıyor durmadan.
"Korkarım ki bu gidişin sonu bölünme!" diyor. "Bizim görevimiz de buna engel olmak."
Çünkü Yaşar Kemal Türkiye'nin bölünmesini istemiyor.
Ülkenin bölünmesinden korkuyor.
***
AHMED Arif bir şiirinde "Biz ki ustasıyız vatan sevmenin!" der.
Yaşar Kemal, bu dilin en büyük yazarı olarak vatan sevmenin ustasıdır. Öyle ucuz bir sevgi değildir bu.
Taşıyla toprağıyla, insanıyla, ağacıyla, kurduyla, böceğiyle neredeyse aile aile, ocak ocak tanıdığı Anadolu'ya bağladığı kara sevdadır.
Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Süryani, Abaza, Yezidi, Ermeni, Rum demeden Anadolu'daki insan harmanına duyduğu derin sevgi, yazdığı her satıra sinmiştir.
Fransa Devlet Başkanı Mitterrand'a "Ben de Çukurovalıyım" dediği bir yurtseverdir.
Türkiye'nin adı Fransız, İngiliz, Amerikan ansiklopedilerinde geçen bir yurtseverdir.
***
GELELİM Der Spiegel'e!...
Der Spiegel, dünya hükümetlerini ve karar mekanizmalarını etkileyecek kadar önemli bir Alman dergisidir.
Bilindiği gibi Almanya Türkiye gibi bölünme tehlikesi geçirmemiş, resmen bölünmüştür.
Ülkenin iki kanadı birbirine düşman olmuş, araya duvarlar dikmiştir.
Büyük Alman yazarı Bertolt Brecht bu bölünmede Doğu Almanya'yı seçmiş ve Batı aleyhine çalışmalar yapmıştır.
Buna rağmen Batı Almanya Brecht'i hiçbir zaman okul kitaplarından çıkarmamış, ona layık olduğu saygıyı göstermiştir.
Çünkü Brecht Almanya'dır. Almanya'nın kalbidir.
Bu yüzden Der Spiegel'e, anıtsal bir sanatçıya "vatan haini" demenin utanılacak mantığını anlatamazsınız.
Uygur ülkelerde kitaplar böyle bir şey yazmaz.
***
68 olayları sırasında Jean Paul Sartre, isyancı öğrencilerin yanında saf tutmuş ve hükümete çok ağır bir dille yüklenmiştir.
Cumhurbaşkanının yanındaki adamlar çok öfkelenip Sartre'ın tutuklanmasını istemişlerdir.
Cumhurbaşkanı, "Sartre'ı tutuklayamazsınız" demiştir.
"İyi ama" demişlerdir yanındakiler, "Siz Fransa'sınız".
Cumhurbaşkanı "Ama Mösyö Sartre da Fransa'dır." cevabını vermiştir.
Ne var ki bu tarihi kişilik, herhangi bir cumhurbaşkanı değildir: Fransa kahramanı De Gaulle'dür.
Bu yüzden ülke değerlerini çok iyi bilir.
***
YAŞAR Kemal, bir politikacı da değildir, bir militan da... O bir yazar, bir düşünür, bir kültür adamıdır.
Düşüncelerine kulak vermek herkesin boynuna borçtur.
Eksik, parça parça çevrilmiş bir metne dayanıp engizisyon mahkemeleri kurmak hiç kimseye yakışmaz.
Düşüncelerine katılmasanız bile dinleyin, tartışın, üzerinde düşünün.
Unutmayın ki bir başka Kemal'e de "vatan haini" denmişti. Sonra "vatan şairi" oldu.
Namık Kemal örneğini unutmayın.
***
SON bir söz de Yaşar Kemal'e yüklenen sanatçı dostlara...
Bırakalım bu sözü de Pir Sultan Abdal söylesin:
"Yağmur gibi yağar başıma taşlar İlle dostun gülü yaralar beni"
Not: Alevi dostlarımız üzülmesinler. Onların ne kadar erdemli, ne kadar onurlu olduğunu herkes bilir. Bu konuyu ayrıca yazacağım.
