Günlerdir masamın üstü yılbaşı tebrikleriyle dolu. Her sabah Ayşe’nin açıp düzenli bir biçimde yerleştirdiği tebrik kartlarını okuyorum. Öylesine güzel ve içten yazılmış olanlar var ki aralarında. Mesela, Espiye Ortaokulu’ndan birinci sınıf öğrencilerinin kartları. Anadolu’nun hiç gitmediğim köşelerindeki lokantalardan, işkembe salonlarından gelen kartlar… Bir çocuk, “Sizi beni tanımazsınız” diye yazmış. “Ama bu yıl başı bütün sevdiklerime bir kart yolluyorum. Bu arada size de yazıyorum.” Sayın Hayrettin Karaca’nın erezyona uğramış bir bölgeyi gösteren fotoğrafın altındaki açıklaması unutulur gibi değil:” Sayın büyüklerimiz eskiden, şehit kanları ile sulanmış bu aziz vatan toprağının bir karışını vermeyiz diyorlar. Çakıl taşını isteyen yok ki! Bu arada ülkenin her köşesinden şiirler yağıyor. Siyasi şiirler, taşlamalar, benim üstüme, Abidin Dino üstüne şiirler… Anadolu’da yüzbinlerce şair yaşıyor olmalı. Ülkeyi yönetenlerin kartları daha resmi, basılı kartlar.
Bu kartları okurken hem seviniyorum hem de bir üzüntü. kaplıyor beni. Çünkü içinde bulunduğum yaşam ve çalışma temposu hepsini tek tek cevaplamamı engelliyor. Okuyucu mektupları da aynı üzüntüye neden oluyor. Hepsini inceden inceye tek tek okuyorum, yararlanıyorum ama oturup cevap yazmama olanak yok. Bu yüzden mektubu ya da kartı gönderen kişi, dipsiz kuyuya bir taş attığı duygusuna kapılıyor. Oysa gerçek bunun tam tersi. Mektuplar, benim okurlarla kurduğum en doğrudan bağ. Kimi yüreklendiriyor, kimi yanlış bir noktayı düzeltiyor, kimi bir yazıma neden katılmadığımı anlatıyor ve inanın ki bunlardan çok yararlanıyorum.
Yılbaşı tebrikleri de insana tanımadığı ne kadar çok dostu olduğunu hatırlatıyor. Hepsini tek tek yanıtlayamadığım için, buradan herkese teşekkür etmek istiyorum. Sevgili dostlar, beni unutmadığınız, yeni yılımı kutlamak zahmetine girdiğiniz ve 1994 yılıyla ilgili umutlarınızı, iyi dileklerinizi, beklentilerinizi yazdığınız için sağolun. Hepinize tek tek teşekkür ediyor ve yeni yılınızı kutluyorum. 1994 yılında da aynen 1993’te olduğu gibi bir sürür tatsızlığın, canımızı sıkan şeylerin olacağını biliyoruz. Buna rağmen geleceğin daha güzel, daha adil olacağına güven duyuyoruz. Bu da bizi umutlu olmaya, yeni yılı aydınlık bir yürekle karşılamaya itiyor. Belki biraz kara mizah ağırlığı taşıyacak ama 1994’te, 1993’ten daha az insan öldürülmesi bile bir kazanç olacak. Akan kanın durması ve 60 milyon insanımızın özlemi olan barışa kavuşmamız dileğiyle, 1994 yılınızın mutlu, sağlıklı ve başarılı geçmesini diliyorum.
