Yazılardan sonra okurların fikirlerini almak çok yararlı oluyor. Son zamanlarda bu konuda en çok işime yarayan mesajlar “korsan kitap” konusunda geldi. Hem bizim internet sitesindeki “ailem” diyebileceğim üye arkadaşlarım hem de gazeteye mesaj yazanlar; kitapların pahalılığından şikâyet ederek, bazı kişilerin ancak korsan alarak kitap okuyabildiklerini belirtti. Alıcı bakımından bu mantık doğru ama işin bir de başka yönü var. Yazarlar ve yayınevleri kitap üretmezlerse, korsanın halka ileteceği bir ürün de kalmaz ortada. Yayınevi ister istemez daha pahalı fiyatla satıyor kitabı. Çünkü birçok kişiye iş yaratıyor, kitabı gözden geçiren editörler çalıştırıyor, kapak düzenini, grafiğini, dizgisini yaptırıyor, telif hakkı, çeviri ücreti ve KDV ödüyor, geriye kalan paranın yüzde 40’ını dağıtıcı ve perakende satan kitapçılara veriyor, ayrıca reklam harcamaları yapıyor. Ve bütün bunlardan sonra bir de devlete vergi ödüyor. Korsan ise bunların hiçbirini yapmadan kitabı aynen kopya ederek basıyor ve tezgâhında satıyor. Burada gerçekten bir haksızlık söz konusu. Ayrıca, aynı mantığı birçok şeye uygulayamaz mıyız? Elektrik pahalı diye hatta çengel atabilir, kiralar yüksek diye Hazine arazisi çevirebilir, ormanı keserek kaçak yapı dikebiliriz. Bunlar da elbette ekonomik nedenlerden ve ihtiyaçlardan kaynaklanıyor.
Sorun Türkiye’de kitabın fiyatı değil, ne yazık ki gelirlerin düşük olması. Ayda iki yüz milyonla geçinmeye çalışan öğrencinin kitap satın alması mümkün mü? Elbette değil. Belki de bu işin çözümü kütüphane kavramının geliştirilmesi. Son yıllarda okur-kütüphane ilişkisi iyice kesildi, kütüphaneler hayatımızdan çıktı. Oysa birçok ülkede halkın kitap okuma ihtiyacına, her mahalleye yayılmış olan binlerce kütüphane cevap veriyor. Yabancı dillerde yayınlanan kitaplarımdan biliyorum. Binlerce kütüphane, yeni çıkan kitapları duyuruyor ve bunları okurlarının hizmetine sunuyor. Keşke bizde de böyle olsa.
Korsan kitap işi Türkiye’deki birçok sorun gibi çok yönlü. Elbette isteyen ucuz, hatta bedava kitap okuyabilmeli ama bunun yolu herkesin emeğini korsanlayan barbarları mazur görmek olmamalı. Fikri haklar, para kazanıp kazanmamanın ötesinde bir “hukuk ya da hukuksuzluk” sorunudur. Benim amacım yazarların gelir kaybına değil, buna dikkat çekmek.
