"Tembellik Hakkı" adlı kitap, Al Neuharth'ın dün anlattığım kitabının tam tersi noktadan yola çıkıyor.
Yazarı Paul Lafargue 1842-1911 yıllarında yaşamış bir Fransız düşünürü.
Karl Marks'ın kızı Laura ile evlenmiş olan Paul Lafargue gençliğinde kendisine bir söz vermiş: Yaşlılığın beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmemek için yetmiş yaşını aşmayacakmış.
Fransız düşünür gerçekten de sözünü tutmuş ve 1911 yılında karısı Laura'yla birlikte intihar etmiş.
Deri altına siyanür enjekte ederek ölen karı kocayı bir koltukta kucak kucağa bulmuşlar.
Lafargue'ın kitabında işçi sınıfının kölece çalıştırılmasına karşı çıkılıyor.
1770 yılında Londra'da yayınlanan bir kitap "ideal çalışma evleri" kurulmasını öneriyordu. Kitaba göre bu evler, yemek saatleri dışında, dolu dolu 12 saatlik bir uğraşma ile günde tam 14 saat çalışılan terör evleri olacaktı.
18'inci yüzyıl filozof ve ahlakçılarının ideali insanları günde 12 saat çalıştırmaktı.
Lafargue işte buna karşı çıkıyor ve kutsal "tembellik hakkı"nı savunuyor.
Çünkü çalışma değil ama aşırı çalışma insanları delirtiyor, çileden çıkarıyor, yozlaştırıyor, doğadan koparıyor ve kültür edinmelerine engel oluyordu.
(Kitabı çeviren Vedat Günyol, T.S. Eliot dan bir cümle almış: "Boş zaman kültürün temelini oluşturur" diyor büyük şair.)
Makine uygarlığının çalışma saatlerini azalttığını ve işçileri özgür bıraktığını sevinçle gören yazarımız, işçilerin çalışmamasını da makine yaratılmasının gerekçelerinden biri olarak gösteriyor.
"Eğer" diyor, "çalışma saatlerini azaltarak toplumsal üretime yeni makine güçleri kazandırılıyorsa, işçileri, ürettikleri malları tüketmeye zorlayarak büyük bir iş ordusu kazanılmış olur."
Bu önsezi gerçekleşti ve teknoloji uygarlıklarında işçiler, aynı zamanda büyük tüketici kitleyi oluşturur duruma geldiler.
Al Neuharth'ın durmadan çalışmayı, didinmeyi ve başarı hırsını öğütleyen kitabına karşı Lafargue, teknolojiyle uyumlu bir uygarlıkta insanın daha az çalışarak kendine ve doğaya zaman ayırması, kültürünü geliştirmesi ve yaşamın keyfini çıkarmasını öğütlüyor.
İşte yükselmiş ve her zaman yüksek kalacak olan değer bu!
Yazarımız kitabını bir yakarıyla bitiriyor:
"Ey tembellik, uzun süren sefilliğimize acı!
Ey sanatların ve soylu erdemlerin anası tembellik, insan kaygılarına merhem ol!"
