İyi ki Türkiye'yi soğukkanlı ve ciddi insanlar yönetiyor.
Başbakan Demirel, krizleri yatıştırmaya çalışan bir politikacı.
Amacı olumsuzluk değil.
Rotasını, olumluluk hedefine ayarlıyor.
Neden?
Çünkü sırtında yumurta küfesi var.
En küçük bir fevri hareketin ve yanlış kararın Türkiye'nin başına ne belalar açacağını biliyor.
Bir de sırtında yumurta küfesi olmayanlar var.
Bunlara kalırsa Türkiye öfkeli kararlarla ve büyük kitle heyecanlarıyla yönetilmeli.
Eğer bu kişiler yetki sahibi olsaydı Türk ordusu şu anda Ermenistan'da, Irak'ta, Yunanistan'da ve Suriye'de savaşta olacaktı.
Aynen Enver Paşa maceracılığı gibi..
Ama unutulmamalı ki o macera hevesi bir imparatorluğa maloldu.
Gazetelerimize bakıyorum: Çoğu halkı geri dönülmeyecek noktalara doğru geriyor:
Yazın Alman erkekleri kanlarını, karayağız Türk gençleri bulsunlar diye Türkiye'ye göndereceklermiş.
Peki yazın dört tane Türk genci, Toros dağlarında Alman turistlerin ırzına geçerse buna ne diyeceğiz?
"Almanlara iyi bir ders verdik!" diye mi yazacağız.
Almanya Türkiye'ye karşı çirkin bir politik oyun uyguluyor.
Ve ne yazık ki Türkiye de bu oyuna düşüyor.
ALMANYA'DA DURUM
Hamburg'ta Polygram şirketinin üst düzey yöneticiliğini yapan Şevket Gözalan aradı.
"Burada durum korkunç!" diyerek girdi söze.
Şu anda Almanya'daki bir numaralı gündem maddesi Türkiye.
Bu konuda bütün televizyonlar, radyolar ve yazılı basın hep tek bir görüşü tekrarlamakta.
Buna karşı Almanya'daki Türk temsilciliklerinin ve 2 milyon kişinin hiç sesi çıkmıyor.
En ufak bir görüş belirtilmiyor.
Ve Şevket Gözalan'a göre en dehşet verici gelişme de "Eskiden" diyor, "Neo-naziler Türklere saldırıyordu ve bu onaylanmayacak bir davranış, bir suç olarak görülüyordu.
Şimdi durum değişti ve Türkiye'ye çatmak bir haklılık kazandı.
Neredeyse bir insan hakları görevi olarak görülüyor.
Bu, halklar düzeyinde böyle.
İki halk arasında nefret bir çığ gibi büyüyor.
Yarın belki hükümetler arasında ateşkes ilan edilir ama halklar arasındaki durumu tamir etmek çok zor.
Alman halkı herşeyi tek boyutlu olarak öğreniyor.
İleri sürülen iddialar karşısında yeralan bir tek görüş yok.
Mesela hiç bir Türk kurumu ya da yetkilisi; "Peki! O zaman bize yardım edin.
Teröre karşı birlikte mücadele edelim" demiyor.
Türkiye kendini kapatmış ve yurt dışında hiçbir suçlamaya cevap vermeden, durmadan kendi kendini tahrik ediyor.
Bazı arkadaşlarımız da bunları yazdığım için bana kızıyorlar, hakaret etmeye çalışıyorlar.
O arkadaşlara diyorum ki; bizi kızıştırmaya çalışmayın, bol küfürlü yazılarla Türk halkını daha fazla germeyin!
Biz zaten bu ülkenin insanıyız ve durumu biliyoruz.
Bu kolaycılıktan kurtulun ve derdinizi yurt dışında anlatmayı deneyin!
Ama lütfen kayıkçı döğüşü üslubuyla değil.
