İslam literatüründe “zamanın sahibi” diye çok hoş bir tanımlama vardır: Bazı kişilerin “sahibülzaman” oldukları varsayılır.Şimdi dünya ve Türkiye George W. Bush’u zamanın sahibi olarak ilan ediyor. Eğer arka plandaki zayıflıkları ve kirli oyunları bilmezseniz, iktidar her zaman göz kamaştırıcıdır.Hele bu iktidar ABD gibi on trilyon dolardan fazla ulusal geliri olan bir ülkeye aitse.Bu yüzden Laura Bush kocasının “dünyanın en kudretli adamı” olduğunu açıkça ilan etmekten çekinmiyor. Oysa durum pek öyle değil.Süleyman Demirel’in sık sık tekrarladığı çok güzel bir söz var: “Mahkeme kadıya mülk değildir.”Beyaz Saray da George W. Bush’a mülk olamaz.Büyük bir ihtimalle bu kasımda boşaltacak orayı. Hadi bilemediniz birkaç yıl sonra.Peki ondan sonra ne olacak? O gittiği zaman Irak ve Ortadoğu’nun ne durumda olacağını gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?İç savaş, patlamalarda ölen yüzlerce, binlerce insan, ölü çocuklar, bölünme tehdidi altında bir ülke ve sonu gelmez bir kargaşa.George W. Bush emekli başkan olduktan sonra, bu büyük trajediyi yaratan insan olarak anılacak.Terörist yetiştirmeyen bir ülkeyi zorla terörist yatağı yapmakla suçlanacak. Uluslararası meşruiyeti hiçe sayarak kanunsuz savaşlar ilan eden bir insan olarak hatırlanacak.Ve o zaman “dünyanın en kudretli adamı”, dünyanın en çok lanetle anılan adamı haline gelecek. Tony Blair de öyle.Sosyalizmin parlak yıldızı olarak başladığı politik kariyerini, Bush’un yedeğinde katliama imza atan bir kişi olarak bitirecek.”Zamanın sahibi” olmak zor iştir. Şaibeli seçimler sonucunda geçici koltuklara oturmakla değil, bilgelikle, insanlıkla, bilimle, merhametle olunur.Bedeni zorlukla korunabilen bir adamın ismini korumak mümkün değil. Mazlum milletler Bush adını hiç unutmayacak.