BATILILARIN sıkça kullandığı “power - play” sözünü bilirsiniz.
Güç oyunu anlamına gelir.
Bu oyuna girişen kesimler, gerçek gücün (iktidarın) kendilerinde olduğunu göstermek için çeşitli manevralar ve gösteriler düzenlerler.
Türkiye’de son aylarda yaşadığımız maceranın özeti işte bu: Güç oyunu!
Halktan yüzde 21 oy almış olan bir parti, yine yüzde yirmilerle ele geçirdiği yerel yönetimleri de yanına alarak, Türkiye’deki rejimi değiştirme denemesine girişiyor.
Atatürk ilkeleri gibi son derece duyarlı konularda nereye kadar gidebileceğini prova ediyor.
Şevki Yılmaz’ın, Hasan Hüseyin Ceylan’ın çıkışları ile mayınlı arazi deneniyor.
Tepki sertleştikçe geri çekiliyor ve neredeyse bir ileri karakol yoklaması yapıyorlar.
Bir güç gösterisi bu!
***
ÖTE yandan ordu da bir güç gösterisi içinde.
Sincan’daki şeriat gecesinin ardından tanklar yürütülüyor, sert demeçler veriliyor ve zaman zaman da aba altından sopa gösteriliyor.
Böylelikle ordu, Refah Partisi’ne bir ültimatom vererek, yüzde 21’le ülkedeki rejimi değiştirmene izin verilmez diyor.
Aslında kimsenin demokratik olmaya da fazla aldırdığı yok. Çünkü zaten Refah Partisi’nin çabalarını anti - demokratik olarak niteledikleri için derhal “demokratik rejimi koruma ve kollama görevini yerine getirme” refleksi içine giriyorlar.
Böylece ortaya ilginç restleşmeler çıkıyor.
***
TUĞGENERAL Osman Özbek’in konuşmasından sonra, bu “güç oyunu” iyice su yüzüne çıktı.
Artık işin saklanacak tarafı yok.
Ordu ile Refah Partisi karşılıklı olarak rest çekiyorlar.
“Güç oyunu”nun kurallarına göre, normal bir demokraside, Tuğgeneral Osman Özbek gibi konuşan bir subay derhal emekliye sevkedilir.
Refah Partisi’nin gücü buna yetebiliyorsa, hükümet olarak meşruiyeti devam ediyor demektir.
Eğer buna cesaret edemiyor ve Tuğgeneral’in sözlerini sineye çekerek susmak ya da pişkin konuşmalarla üstüne alınmak yolunu seçiyorsa, hükümet etme özelliği ortadan kaybolmuş demektir.
Bana kalırsa, Tuğgeneral Osman Özbek’in konuşmasıyla birlikte, hükümet “sonun başlangıcı” sürecine girdi.
Herkesin bildiği gibi hükümet, Tuğgeneral Osman Özbek’i emekliye sevketme işlemini başlatamayacak ve bu işi en kısa dönemde unutturmaya çalışacak.
O zaman da bu tip demeç ve konuşmaların önünü kesmesi zor.
Ordunun “duygularını yansıttığına” inanılan konuşmaların daha da artması beklenebilir.
***
BÜTÜN bunlar yaşanmayabilirdi.
Refah Partisi yüzde 21 oya sahip bir parti olarak, kendi gücünü abartıp ülkeyi neredeyse İslam cumhuriyetine çevirecek bir örgüt gibi davranmayabilirdi.
Böyle bir durumda, ülkedeki yurttaş çoğunluğunun sağduyulu desteğine kavuşması da beklenebilirdi.
Ama bugün ne yazık ki hükümette, ama bir Tuğgeneral’i emekliye sevkedecek yurttaş desteğini bulamıyor arkasında.
Refah Partisi bir “güç oyununa” girişti ve kaybetti.
Bundan sonra hükümette kaldığı her gün aleyhine işleyecek.
